Yunan İşgalinden Az Önce Alaşehir

İzmir’e Doğru Gazetesi Muhabiri Muvahhit Beyin 5-8 Mayıs 1920 tarihleri arasında yaptığı seyahatin Alaşehir Kazası durağı izlenimleri, Yunan işgali öncesi dönemin koşulları hakkında önemli bilgiler aktarır.

Muvahhit Bey’in 8 Mayıs 1920 tarihinde Afyon’dan yazdığı ve “Ankara’dan Mektuplar Alaşehir’den Kara Hisar’a II” adlı ikinci mektubu 30 Mayıs 1920 tarihli 66 no’lu İzmir’e Doğru gazetesinin ikinci sayfasında yayınlanmış olup Yunan işgali öncesi Alaşehir Kazasının halini ortaya koyar.

İzmir’e Doğru Gazetesi Muhabiri Muvahhit Beyin seyahat notlarından derlediği bu yazı dizisinde ziyaret ettiği yerleşimlerin idari, nüfus, sosyal-ekonomik, eğitim ve Kuva-i Milliye’ ye bakışları hakkında detaylı bilgiler vermiştir.

Alaşehir Kazası; Yunan İşgal Ordusunun 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’i işgal etmesi üzerine 16 Ağustos-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında Alaşehir Kongresinin toplandığı yerdi. Alaşehir Kazası; Muvahhit Bey’in ziyaretinden bir buçuk ay sonra 24 Haziran 1920’de, Alaşehir Yunan ordusu tarafından işgal edildi.

Yunan generali Digenis esir düştükten sonra Alaşehir cezaevinde 1922
Yunan generali Digenis esir düştükten sonra Alaşehir cezaevinde 1922

Muvahhit Bey Alaşehir Kazası nı Anlatıyor

Geceyi Alaşehir’de geçirdik. Buradaki otel hayatımız da Akhisar’ın aynı! Belki daha fena! Ne yapalım, karilerimize (okurlarımıza) hizmet etmek istiyoruz. Elbette bu gibi zahmetlere katlanacağız. Alaşehir takriben kırk bin nüfuslu, seksen köylü bir kazanın merkezidir. İnegöl isminde yalnız bir nahiyesi vardır. Alaşehir kasabası 4.000 hanede tahminen 10 bin nüfusu muhtevidir (içerir). Buradaki Rum nüfusu yüzde altıyı tecavüz etmez (geçmez). Ticaret itibarıyla de zengindir ve Müslümanlar bu noktadan hâkimdirler.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II

Bu dönemde Alaşehir Kazası Saruhan (Manisa) Vilayetine bağlı bir kaza merkeziydi. Alaşehir Kazasına bağlı İnegöl Nahiyesine bağlı 25 köy ve Alaşehir Kazasına bağlı 75 köy bulunmaktaydı. İnegöl Nahiyesinin ismi 1938 yılında Sarıgöl olarak değiştirilmiş, 1957 yılında da ilçe olmuştur.

Alaşehir Kazası Rumlarının Şımarıklığı

Alaşehir Rumları işgal zamanında pek şımarık imişler. Vaziyet tahavvül (durum değişince) ve Türkler hakk-ı hayatını (hayat hakkı) ispat edince siyasetlerini derhal değiştirmişler. Türklere gelince, onlar ne işgal vakitlerinde ne de millî harekâtın şimdiye kadar devamı müddetince vatandaşlarına hiçbir fenalık etmemişler. Alaşehir Metropolitliği Rumluk zamanında çok mühimdir. Hatta rütbesi ve mıntıkası İzmir’den daha büyüktür. Vatandaşlarımızın burada da kiliseleri, mektepleri vardır. Alaşehir mevkii, memuriyet itibarıyla Salihli’ye çıkamaz. Mamafih merkezin ticareti öbüründen yüksektir.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II

İzmir Jandarma mıntıka müfettişi Yüzbaşı Ziya Osman Bey’in 13 Şevval 1333 (26.06.1915) tarihli raporunda Alaşehir Kazası 34447 Müslüman ve 3147 Gayri Müslim olmak üzere toplam 37594 kişilik bir nüfus barındırmaktaydı. Alaşehir Kazasında (2000 yılı nüfus sayımına göre) 91 628 kişi yaşamaktadır.

Alaşehir Kazası Üzümleri


Alaşehir’de arazi inkısama (bölünmeye) uğramamış, mahdut birkaç zenginin elinde kalmıştır. Ahali arazinden ya ortaklıkla veya isticar (kiralama) suretiyle istifade edebilmektedir. Burada bağcılık cidden meşhurdur. Kaza dâhilinde yirmi bin dönüm bağ mevcut olduğu söyleniyor. Bunlardan senevî temin edilen üzüm miktarı yetmiş bin kantar tahmin edilmektedir.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II

Alaşehir hem iklim hem de verimli toprakları nedeniyle antik dönemden bugüne kadar bağcılıkla ün kazanmıştır. Gediz ovasının en büyük yerleşmelerinden biri olan Alaşehir ilçesi, özellikle “sultani üzüm” yetiştiriciliği bakımından ülke içerisinde önemli bir yere sahiptir. İlçenin Ege denizine olan kuş uçuşu uzaklığı ve il merkezine olan yol uzaklığı 120 km ve ilçe merkezinin denizden olan yüksekliği 189 m’dir. Alaşehir ilçesinin yüzölçümü 977 km² dir. Alaşehir ilçesinin 55 köy ve 5 kasabasında bağcılık tarımı yapılmaktadır ve bağcılık ilçe çiftçilerinin
en önemli gelir kaynağı durumundadır.

Alaşehir Kazası Eğitim ve Sağlık Hizmetleri

Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti, dört ay evvel Alaşehir’de yüz elli yataklı muntazam bir hastane tesis etmiştir. Cemiyetin gerek hastaların tedavisinde ve gerek muhacirinin iaşesinde ibraz ettiği hizmet ve fedakârlıklar şayan-ı takdir (takdir edilmeğe değer)dir. Memleketin Gureba Hastanesi de Hilal-i Ahmer(Kızılay) ‘in idaresine verilmiş, bu suretle istifade daha ziyade büyümüştür. Alaşehir’de ikisi iptidai (İlkokul), biri idadî (orta okul) olmak üzere resmi üç mektep vardır. İcar hanede barınan idadi hariç kalmak suretiyle diğerlerinin binası oldukça muntazamdır.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II

Alaşehir Kazası Kaplıcaları ve Sarı Kız Memba Suyu


Alaşehir’in Sarıkız maden suyu meşhurdur. Fazla miktarda çeliği ihtiva eden bu su; kum ve ciğer hastalıklarına nafi (faydalı) imiş. Ahval-i malume (Dünyanın halleri) nin tahaddüs (meydana geldiği) ettiği yakın zamana kadar süslü şişeler içinde Avrupa’ya ihraç edilirdi. Su, belediyeye aittir. Fakat belediye bununla bizzat meşgul olmaz; müteahhitlere ihale eder.

Bundan yirmi sene evvel Atnaşule (?) isminde bir Rum’a ihale etmiş senevî 320 üzerinden kontrat yapmış. Fakat on beş seneye baliğ olan (erişen) müddet-i ihale zarfında (ihale süresi boyunca) para farkları nazar-ı itibara(dikkate) alınmadığı gibi, ihale işinde de belediye ve idare meclislerinin karar ve tasdiki aranmamış olduğu için şimdi feshine teşebbüs edilmektedir. Rum müteahhit maden suyu yüzünden pek çok servete malik(sahip) olmuştur. Suyun bulunduğu mevki-i kasabanın cenubi şarkîsinde(güneydoğusunda) ve beş dakikalık yakınındadır. Asıl kaynak kâgir bir bina içine alınmış, haricinde de umuma mahsus çeşmeler bırakmıştır. Fakat çeşmelerin suyu ihtilata (karışmaya) maruz kaldığı için diğeri kadar halis değildir.

Bunun yanında bir de kaplıca vardır ki suyu 28 derece-i hararette (sıcaklık derecesinde) sıcaktır. Üçü erkeklere, ikisi kadınlara ait olmak üzere beş havuzu müştemil (içermekte)dir. ve binası kâgirdir. Kaplıcanın suyu kasabanın cenubunda(güneyinde) ki İnce Dağ’ından nebean eder (çıkar). Borular vasıtasıyla maden sularının yanına getirilmiştir.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II

1860’lı yıllarda Alaşehir’de ilk açılan eczanenin sahibi olan İlya tarafından, ilk defa satışına başlanan maden suyu, o kadar büyük bir şöhrete kavuşmuştur ki 1869 yılları Fransa’sında eczanelerde şifalı su olarak satılmaktadır. Alaşehir Belediyesi’nin kendi malı ve tescilli markası olan “Sarıkız Maden Suyu” bugün birçok ülkeye ihraç edilmektedir.

Alaşehir’in Otel İhtiyacı


Alaşehir, Yıldırım Bayezid Han zamanında fethedilmiş, merhum tarafından burada kâgir ve güzel bir cami-i şerif ile hamam ve medrese inşa ettirilmiştir. Fakat hamam ve medrese şimdi meydanda yoktur Müşarünileyh (işaret edilen)’in Gazel Yakut tesmiye edilen (olarak isimlendirilen) tımarı, arazi-i mevkufası (vakıf arazisi) da zayi olmuş (kaybolmuş), caminin ittisalinde (bitişiğinde) sonradan yapılan medrese ve medresenin maaşları pek cüzi bir miktara tenezzül etmiştir(düşmüştür).

Alaşehir’in otel ihtiyacı nazar-ı itibare alınmakta (kıymetli görülmekte), Evkaf Dairesince Kör Ali Paşa Evkafından harap bir han arsası üzerine muntazam bir otel inşası tasavvur edilmekte(tasarlanmakta) imiş. Bu tasavvurun(tasarının) bir an evvel mevki-i fiile isalini (meydana getirilmesi) misafirlerin köhne bir Rum hanesine muhtaç kalmaktan kurtarılmasını, memleketin muhafaza-i şerefi (şerefinin korunması) namına rica ederiz.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II

Alaşehir’den Yetişmiş Ulemalar

Alaşehir’de bağ hayatı pek tatlıdır. Temmuz iptidasından (başlangıcından) Ağustos nihayetine (sonuna) kadar halk bağlara çıkar, hususi evlerinde, köşklerinde ikamet eder. O mevsimde mahsulleri keserler, kuruturlar, pekmezlerini yaparlar, Eylül iptidasında(başlangıcında) yine kasabaya gelirler. Mahsul Ramazan’a tesadüf ederse ahali Ramazan vaizleri ve imamlar tedarik ederek öbek öbek nasihatlere, mukabelelere (Kuran dinleme) ve namazlara koşarlar.

Emir Sultan hulefasından (halifelerinden) Şeyh Mestan ile Kadı Sinan Alaşehir’de kendi inşa gerdeleri olan (inşa eyledikleri) camilerin içindeki türbelerde metfundur(gömülmüştür/defnedilmiştir). Seyr (tasavvuf yolculuğu) ve divan (Divan şairlerinin, eserlerini topladığı antolojik eser) sahibi meşhur Veysi ile:

Dil nazar gâh-ı Huda dır yıkma kalbin kimsenin/Kâbe ve Merve, Safa’dır yıkma kalbin kimsenin/Ey Nesimi bir gönül yap kim bilir kimde ne var/Hakk cemali aşıka dır yıkma kalbin kimsenin

Beyitlerinin nazımı(yazarı) Nesimi de buralıdır. Alaşehir’de sekiz cami ile birçok mescit vardır.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II

Alaşehir Kongresi

Bu kasaba geçen ki mektubumuzda yazdığımız vecihle Ağustos Kongresi’nin merkez-i içtimaı (toplantı merkezi) olmuş şimal(kuzey), şark (doğu) ve cenup(güney) cepheleri harekâtına burada bir vahdet(birlik) ve intizam verilmiştir.

Kongrenin reisi elyevm(bugün) Bursa valisi olan muhterem Hacim Muhittin Bey Efendi ve kâtibi de Balıkesir murahhası ulemayı muhteremden ve Meclis-i Millî azasından Abdulgafur Efendi idi. Kuva-i Milliye ‘ye ait son mesainin derecatı(etkisi) hakkında malumat almak için heyet-i idareye müracaat edilmişse de henüz vaktin pek erken olmasından kimseyi bulmak mümkün olamamıştır.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II

Alaşehir’de Meyan Kökü Tarımı


Kasabayı bir saat kadar dolaştıktan sonra trenin kalkmak üzere olduğunu işitince soluğu istasyonda aldık. Alaturka saat dördü çeyrek geçe hareket ettik. Şimdi bağları, bağların içindeki evleri temaşa ediyoruz. Güzergâhımıza tesadüf eden Killik istasyonuna yaklaşırken gayr-ı mezru (ekilmemiş) çorak bir silsile-i arazi gözümüze çaptı.

O istasyonda duran vagonların içindeki birçok çuvallar enzar-ı dikkati (dikkatli bakışları) celp ediyordu. Sorduk: Bu arazinin meyan kökü arazisi olduğunu, vagonlardaki hamulenin de bu köklerden ibaret bulunduğunu söylediler! Bizim attar dükkânlarında meyan kökü ufak kutular içinde bulunur, pek büyük itina ile saklanır. Meğer bu mübarek köklerin membaı burası imiş!.. Karilerimizin (okuyucularımızın) müsaadeleriyle biraz tafsilat verelim: Buralarda meyana en çok “payan” derler. Binlerce dönüm arazi bununla doludur. İmar ve tımar yoktur. Hüdai nabit (Kendiliğinden biten) tir.

Forbes İngiliz Kumpanyası beş sene müddetle meyan arazisini sahiplerinden isticar eder. Kaldırdığı kökleri vagonlarla naklettirir. Hatt-ı boyunda bulunan Killik, Beylikli, Durasınlı, Taytan, köyleriyle Salihli, Sart (Sard), Ahmedli, Kasaba, Menemen arazisi hep bu kumpanyanın elindedir.

Dönüm itibarıyla kumpanyanın verdiği bedel-i icar (kira miktarı) mutarrid (devamlı) değildir. Şahsa ve mevkie göre tebeddül eder. Eğer sahib-i arz zengin ve nüfuzlu ise ona verilen icar parası yüksektir! Fakat fakir ve zavallı ise dönüm başına hem de beş sene için takdir edilen bedel 20, 30 kuruştan ibaret kalır!!..

Maahaza(böyle olmakla birlikte) kumpanya kökleri o civar amelesine çıkartıp, kendisi onlardan satın alır, harice sattırmaz. Okka başına ameleye verdiği 2-3 kuruştur. Akşama kadar bir kişi 20-60 okka kök çıkarabilir. Bir senede çıkarılan köklerin miktarı ise takriben
7-8 milyon okkadır. Ameliyata Teşrinievvelde (Ekim) başlanır. Mart sonunda nihayet verilir.

Meyan kökü tababette(tıpta) müstameldir (kullanılır). Avrupa’ya ve bilhassa Amerika’ya sevk olunur. Amerika’da kökleri sigara ağızlığı uzunluğunda keserek kağıtlara sararlar burada okkasına iki kuruş verilen bu köklerin kesilmiş tek danesini bir franka kadar satarlar! … Amerikalılar fazla sigara içmemek ağızlarını tatlandırmak için ekseriya meyan kökünü meme gibi emerler meyan kökünden bir nevi bal da imal edilir. İngilizlerin Söke’de ayrıca bir fabrikası vardır ki, burada kökleri tesviye ederler, paket haline koyarlar. İkinci ve üçüncü derecede olanlarının da balını alırlar. İzmir tarikiyle harice sevk edilenler odun halinde, Söke’den ihraç edilenler ise paket veya bal halinde ihraç olunur.

İzmir’e Doğru Gazetesi-30 Mayıs 1920-Sayı:66- Sayfa: 2-ANKARA MEKTUPLARI-Alaşehir’den Kara Hisar’a II
Müellifi: Ömer AŞCI

© Copyright www.usaktayiz.com tüm hakları saklıdır. Kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları www.usaktayiz.com.tr ‘a aittir.

www.usaktayiz.com sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa telif hakları korunmaktadır. Bunlar www.usaktayiz.com ‘un yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz.

İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz. www.usaktayiz.com ‘da ki harici linkler ayrı bir sayfada açılır.

Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. www.usaktayiz.com ‘da hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir. Bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.