Uşak’tan Hicaz’a uzanan Aşkın Motifleri

Uşak’tan Hicaz’a uzanan Aşkın Motifleri ifadesi ; Osmanlı Dönemi Haremeyn-i Şerîfeyn (Mekke ve Medine)’in teşrifiyle şereflenen en önemli Anadolu imalatı içerisinde ,Anadolu İnsanı’nın ilmek ilmek aşkını motiflediği Uşak Halılarını vurgulamak içindir. Günümüzde Bu halılardan kaçının günümüze gelebildiğini Mekke ve Medine müzelerinde aramak gerekiyor.

Surre Alayları

İslam Dini’nin ortaya çıktığı kutsal topraklar Mekke ve Medine bir başka deyişle Hicaz bölgesi; Siyasi olarak Peygamberimiz dönemini takiben Halifeler,Emevi,Abbasi,Fatımi,Memlüklü dönemleri sonrası 1517 yılında Osmanlı Sultanı Yavuz Selim seferleriyle hakimiyet altına alındı.

Osmanlı geleneği: Sürre Alayı


Türk topraklarından kutsal beldelere hac ziyaretleri bir devlet organizasyonu ile ilk defa Miladi 750 li yıllarda Selçuklu döneminde başlamış olup ; Haremeyn-i Şerîfeyn (Mekke ve Medine) ahâlisine, zâhidlere, mukaddes yerlerin ve hac yollarının emniyetini sağlayan Mekke şeriflerine ve Hicaz bölgesinde yaşayanlara gönderdikleri para ve değerli eşyâlara “surre”; bunları götüren topluluğa da “surre alayı” ya da “surre-i hümâyûn” denilmişti.

Türkler kendi topraklarında mamul en değerli ürünlerini Mekke ve Medine ahalisine hediye ediyorlardı. Hediyeyi alanlar, bu keselere zemzem, hurma gibi hediyeler koyarak surre ile geri gönderirlerdi .

Bu hediyeler Osmanlı memleketinde imal edilen en gözde en kaliteli ve en değerli ürünlerden seçiliyordu. Hediyelerin önemli bir kısmını dokuma ürünleri oluşturuyordu.

Haremeyn-i Şerîfeyn Teşrifinde Anadolu Halılarının Geçmişi

Osmanlı Ülkesinin en kıymetli dokuma ürünlerinin başında kumaşlar ve halılar geliyordu. Bu ürünlerin imal edildiği muhitlerin başında ise Uşak kazası gelmekte idi.

Osmanlı halı imalatı pek çok bölgede yoğunlaşmış olmakla birlikte en önemli merkez dev tezgahların bulunduğu Uşak’tır. Bu dev tezgahlar saray salonlarına ,camilere ve büyük yapılara yek pare şekilde halı üretebildiğinden rakipsiz bir ünvanla Uşak Halılarına günümüzde bile ticari değeri yüksek bir marka değeri sağlamıştı.

Büyük atölyelerde, saray nakkaşlarınca oluşturulan desen tekrarları ile dokunan seccadeler ve dev boyutlu halılar, dönemin büyük camilerinin, saray ve konakların tefrişinde önemli yer tutmuştur.

Osmanlı Arşivi Uşak’tan Haremeyn-i Şerîfeyn (Mekke ve Medine) e gönderilmek üzere dokunan halı siparişleriyle doludur.

Osmanlılar Mekke ve Medine gibi Müslümanlarca kutsal sayılan yerlerin ihtiyaçlarının karşılanmasını kendilerinin bir görevi saymışlar, bu görevi severek ve şeref duyarak yerine getirmişlerdir.

Osmanlılar Mekke ve Medine’deki kutsal yerlerin inşa ve tamir faaliyetlerini yerine getirdikleri gibi bu yerlerin tefrişine de ayrı bir önem vermişlerdir. Bu hususta en fazla özen gösterilen yerlerden biri Hazret-i Peygamberin mezarının da içinde bulunduğu Mescid-i Nebevî’dir .

Osmanlı Sarayının Halı Dokuma işinde gösterdiği ihtimam

Bu iş planlı bir şekilde ve özenle yerine getirilmiştir. Halıların imalinde kullanılacak yün ve malzemelerin kaliteli olmasına önem verilmiştir. Bu halıların en gelişmiş tezgâhlarda ve maharetli ustalar tarafından dokunması istenmiştir. Devlet eliyle gerçekleştirilen bu şerefli görevin nasıl yerine getirildiğini arşiv vesikalarındaki bilgiler ortaya koymaktadır. Bu vesikalardaki bilgiler, Mescid-i Nebevî’nin tefrişinde kullanılan halı ve seccadelerin Gördes ve Uşak gibi dokuma merkezlerinde imal edildiğini göstermektedir.

Harem-i Şerif için halı imal edilmek istendiğinde öncelikle dokunacak halılarla ilgili numuneler oluşturulmakta bu numuneler meclislerde ve ilgili kurumlarda muayene edilmekte ve hangisine göre imal edileceğine daha sonra karar verilmektedir .

Mescid-i Nebevî’ye gönderilen halıların ölçüleri hayli büyüktür. Hatta belgelerde bazen bu halıların bir devenin kaldıramayacağı kadar ağır olduğu ifade edilmektedir. Bu durum halıları taşımada, silkmede, yıkamada ve tekrar sermede zorluk oluşturmaktadır .

Mescid-i Nebevî’ye gönderilen halılar saf seccadesi şeklinde imal edilmekte olup bunlar bir, iki ve üç mihraplı olarak dokunmaktadır. Tasarrufa riayet için Mescid-i Nebevî’nin ilk kısmında yer alan halılar eskidiğinde bunlar mescidin ikinci kısmına serilmekte ilk kısma yeni dokunan halılar tefriş edilmektedir.

Osmanlı Hakimiyeti öncesi bu kutsal mekanlarda boy gösteren Memlük halıları yerini Anadolu motiflerine Uşak ve Gördes halılarına bırakıyordur.

1832 yılında Mescid-i Nebevi Tamiratı İçin İmal Edilen Uşak Halıları

Medine’de bulunan Peygamberimiz’in mezarınında bulunduğu Mescid- Nebevi’de Osmanlı Döneminde yapılan onarımların en büyük ve en genişi Sultan Abdülmecid zamanında yapılandır.

27 Şaban 1288 H. (29 Ekim 1871 M.) tarihinde Mühendis-hâne-i beriyye-1 Hümâyun ikinci smıf halifelerinden sâbık Şeyhû’l-Harem Dilaver Paşa nın ketdüdası Şükrü Efendi tarafından çizilen ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi nde muhafaza edilen “Mescld-i Nebeviyye’ye serilecek halıların miktar ve boyutlan’ nı gösterir plân.


Yaklaşık on iki yıl süren bu kapsamlı onarım ve genişletme çalışmalarında işi aceleye getirerek sıradan bir onarım gibi geçiştirilme cihetine gidilmemiş; peyderpey ve âheste aheste itinalı bir şekilde Mescid-i Nebevî’nin yüceliğine ve bütün müslümanlan n gönüllerindeki saygınlığına uygun olarak yürütülmüştür.

Bu hususla ilgili olup, metin türünden olan ikinci belge ise, mühendishâne hocası İshak Efendi tarafından çizilen Mescid-i Nebevî’nin sathî planına göre dokunacak olan 4.69 1 arşın 14 parmağa ulaşan 32 adet halının Uşak’ta imal edilip, Mescid-i Nebevî’ye gönderilmesiyle ilgili ve 22 Şaba n 1247 H . (14 Ocak 1832 ) tarihli belge olup, aynen şöyledir:

Uşak’ta imal edilip, Mescid-i Nebevî’ye gönderilmesiyle ilgili ve 22 Şaba n 1247 H . (14 Ocak 1832 ) tarihli belge

Medine-i Münevvere’deki mübarek Ravza-i Mutahhara’da serili olan halıların teberrüken yenilenmesi ile ilgili olarak bir öncek i yıl yani 1246 H . (1830 M.) yılında zamanın padişahı Sultan II. Mahmud tarafından emir ve irade buyuruldugu belirtilmiştir.

Uşak’tan Yünlüoglu Hacı Hüseyin ve Hikmeti

Belirtilen bu emir ve irade uyarınca sözü geçen mübarek makama serilmesi icab edecek halıların kaç arşın olduğunu belirten ve bu maksatla mahallinde hazırlatılarak getirtilmiş olan defterlerde yer alan evsaf ve miktar uyarınca o mübarek makama lâyık olan renklerle Uşak’da itina ve ihtimamla dokunmak suretiyle imal edilmesi için gereken iplik, boya ve benzeri malzemenin önceden temin edilip hazırlanmasıyla, arşın miktarlarını ve şekillerini görüşmek üzere yüce Sultan buyruğu ile bu defa Uşak’tan Yünlüoglu Hacı Hüseyin ve Hikmeti adlarındaki sanatkar ve becerikli iki halı ustasının istanbul’a getirildiği ifade edilmektedir.

Söz konusu halıların yapılış şekli, adı geçen halı ustalarına sorulduğunda ,cevaplarında Uşak halkının geçimleri ancak bu tür halı, kilim ve seccade gibi eşya imaline bağlı olarak yılda 100.00 0 okka dan fazla yapağı satın almak suretiyle elde ettikleri, fakat bu miktarın yarısı temizleme esnasında telef olduğundan ancak yarısıyla iplik imal ederek belirtilen tür eşyayı dokuLar iken bir önceki yıl yani 1246 H . (1830 M.) yılı yapağının tekel usulüne bağlanmasının yakınlığı nedeniyle o günlerde fakir esnafın ellerinde (bir miktar) yapağıları mevcut ise de bu tür uygulama sonucu geçim sıkıntısına düşürüldüklerini, hatta Ravza-i Mutahhara için dokunacak halıların iplik ve sair malzemelerinin temin edilip hazırlanması, zikredilen mektûb-ı sâmi’de emir ve irade buyurulmuş ise de, hazırlanmasının mümkün ol madığını beyan etmişlerdir.

Diğer taraftan sözü edilen halıların mihrablı olacağından iki adet resimleri adı geçen İshak Efendi tarafından hazırlanıp sunulmuş olmakla, mübarek makamına göre zemini yeşil veya gögez yahud laciverd olarak yapılmasının münasip olacağı belirtilmiştir.

Hal böyleyken , Hareın-i Şerifte olan halıların Gördes işi olduğu bazı hacılar tarafından nakledilerek haber verilmiş olduğuna ve bazı ehl-i vukuf tarafından önceden Uşak’ta dokunmuş olduklarının bildirilmesine binaen Uşak’a gönderilen bir yazı ile adı geçen iki usta İstanbul’a getirilerek keyfiyet kendilerine sorulduğunda , daha önce yapılan halılar Gördes işi olduğundan ince olduğunu , bu defa da iradeci seniyye uyarınca Uşak’ta imal edildiği takdir’de sık ve kuvvetli olacağını ve o gün mahallinde imal ettikleri yapağı halıların beher arçınının 14-15 kuruşa alınıp-satılmakta olup, söz konusu halıların özel olarak ince ve muhkem bir şekilde itina ile yapılacağına göre beher arşınının yaklaşık olarak ancak 18-20 kuruşa yapılmasının mümkün olacağı düşüncesiyle , mezkur miktarda halıların Uşak’ta ihtimamla dokunması istenip, gereken yapağının mutedil fiyatla satın alınmasına ruhsat verildiği taktirde dokunacak halıların fiyatının düşük olacağını ima etmişlerdir.

Halılar için Yapağı Temini

Bu suretle istenilen halıların dokunması ve sözü geçen halı esnafının geçimlerini sağlayacakları miktarda imal edecekleri halı ve saire için ne kadar yapağı tahsis ve ihsan buyrutur ise o kadar yapağının bulunduğu yerden satın alınması, sözü geçen hazineden irade buyrulan miktarda akçesinin bu hesaba yatırılarak mahallinde lüzum ettikçe ödeme yapılması, adı geçen iki halı ustasına gidiş geliş masrafı olarak dörder yüz kuruştan toplam olarak sekizyüz kuruş, veyahut istenilen miktarda harcırah verilmesi, bahsedilen mihrab resimlerinden hangisinin işlenip zeminin hangi renk ile yapılması isteniyorsa gereğini n ifası için Haremeyn-i Şerîfeyn Muhasebe Kalemine kayıt düşülerek, defter suretiyle çıkarılması gereken emir hakkında Evkâf-ı Hümayu n Hazinesi defterlerine ilmu haber verilmesi hususunun o tarihte evkâf-ı Hüma ­ yun Nâzın olan Seyyid Mehmed Tahir Efendi’nin takririyle inha ve padişah a arz edilmiş olduğu belirtilmiştir.

Konya ‘da ki Canikli aşireti’nden alınan Yapağı
Konunun padişaha arz edildiğinde, yukarıda belirtildiği üzere gereken yapağı maddesinin temini Evkaf Nezaretine havale olunarak icabına göre düzenlenmesi, hazine-i mezkureden gönderilmesi gereken akçenin verilmesi, sözü geçen halı ustalarının her birine beşeryüz kuruş olmak üzer e toplam bin kuruş verilmek suretiyle çalışmalarının başlatılması, gösterilen resimlerden örnek dokunup imal olundukta hangisi güzel ve gösterişli olursa ona göre yapımına başlanması hususunda hatt-ı hümayu n sâdır olmuş ve bu konu ile ilgili hesaba 2.5.000 kuruşun verilmesi uygun görülmüş olduğundan , gereğinin yapılmasına himmet ve gayret gösterilmesi hususunda çıkan ferman uyarınca mukataat hazinesi masarıfat nazırından bilgi istenildiğinde, sözü geçen mübarek yere sermek için belirtilen şekilde Uşak’ta yapılması padişah tarafından istenilen halıların imali, Konya toprağında bulunan Canikli aşiretiyle Uşak’ta üretilen yapağının halı işçileri tarafından mübayaa(Satın alma)sına bağlı olduğu haber verilmiş ve zikr olunan yerlerde 1246 H . (1830 M.) yılında üretilen yapağının tükenmiş olduğundan Allah’ın lütfuyla 1247 H . (1830 M.) yılı ürününün Uşak’taki halı işçilerine verilmesi için gereken emrin çıkarılması hususunun padişahın iradesine bağlı olduğunu bildirmiştir.

Bu şekilde yapılması istenildiği takdirde gereğine göre emr-i şerif yazılması için baş muhasebe kalemine kaydedildikten sonra Haremeyn Muhasebesine ve Evkâf-ı Hümâyûn zimmeti defterlerine ayrı ayrı ilm u haber verildiği ve söz konusu halıların belirtilen şekilde dokunması hakkında ferman sâdır olduğu belirtilmiştir.

Yukarıda orijinali, okunuşu ve değerlendirilmesi sunulan ilm u haber kaydından , 124 7 H . (1831 M.) yılında yapılan 32 halının Ravza-i Mu – tahhara’ya gönderildiği anlaşılmaktadır. Daha ön ­ ce sözü edilmiş olan plânda ise 124 halının özel olarak imal edilip gönderildiği anlaşılmaktadır.


Kaynak; Dr .İbrahim ATEŞMescid-i Nebevî‘nin Yapıldığı Günden Bu Yana Geçirdiği Genişletme Girişimleri

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir