Uşak Tarihi Tabakhane Hamamı

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamı; Uşak Şehir Merkezinde Bozkurt Mahallesi, 1. Tan Sokak, No:35 adresinde bulunan geçmişi bir asrı aşan tarihi bir yapıdır.

Uşak halkının hafızalarında önemli bir yer işgal eden Uşak Tarihi Tabakhane Hamamı, tarihi seyri içinde “Keleter Hamamı”, Tabakhane Hamamı” ve “Ferah Hamamı” ismiyle anılagelmiştir. Yaklaşık 10 yıldır kapalıdır. Bakımsızlıktan yer yer çökmeler görülmekte olup var olma mücadelesi vermektedir. Hamam, arka bahçesinde bulunan ağaçlarla çevrelenen yapısı nedeniyle doğanın tahribatına açıktır.

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamı; Kütahya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından koruma kararı alınıp Uşak Kültürel Değerler Yapı Envanteri içinde yer almaktadır.

Türk Kültüründe Hamamın Yeri Nedir?

Arapçada “hammam”, sıcaklığı yayan, banyo anlamındadır, fakat Türkler hamamın sıcağına göbek taşını, kurnaları, keseleme ve yıkanmayı da ekleyerek hem bedensel hem de ruhsal arınma geleneğini yaşatmışlardır. Anadolu’da hamam kültürünün sabık Bizans’tan geçtiği iddia edilip göçebe Türk Kültüründe hamamın olmadığını iddia edenler vardır. Lakin Orta Asya’ dan Anadolu’ ya gelen Türklerin hepsi konar-göçer vasıfta olmayıp önemli bir kısmı şehirlidir. Ve hamamlar Orta Asya Türk Kültürünün önemli bir parçasıdır.

Bizanslı tarihçi Priskos, Avrupa Hunlarını anlattığı eserinde Hun Hamamlarından bahseder;

Attila’nın ve Onegesius’un saraylarını anlatırken, Onegesius’un sarayının bir çit ile çevrilmiş olduğunu ve bu çitin yakınında bir hamam bulunduğunu ifade etmektedir. Bu hamamın mimarı Sirmium’ın ele geçirilmesi sonrasında esir düşmüş birisidir.

Grek Seyyahı Priskos’a Göre Avrupa Hunları, Yazar: Ali Ahmetbeyoğlu 

Uşak Hamamlarının Ortak Yaşantısı Nedir?

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamı ve diğer hamamlarda gelenlerin içine girdikleri atmosferi anlatmak gerekir ise şöyle anlatabiliriz:

Bugün halk hizmeti gören bu üç hamamın üçünün de soyunma ve yıkanma rahatlığı veren tertibatı vardır. Temizlik bakımı, Belediyenin cezaî müdahalesine mahal vermeyecek niteliktedir. Bu iş, işletenlerin kârına olduğu için hamamı temiz tutmak eskiden beri riayet edilen bir husustur. Uşak hamamlarının özelliği, keseleme sanatı ile daha belirlidir. Göbek taşında terleyen vücut, evvelâ tellâkların, doktorların da beğendikleri bir usul ile ovalanır, ön, art dikkatle ve maharetle keselenir. Keseleme 15 – 20 dakika sürer ve sonra sabunlamaya geçilir. Eskiden leğen içinde lif köpürtülür ve bol köpüklü ilf ile sabunlanırdı. Şimdi bunun yerine sabunlu bir kese içine üfleme usulü konuldu. Bol köpük içinde kalan vücut bu suretle sabunlanır, ve tellâğın vazifesi burada biter. Artık içi su dolu mermer kurnadan tas tas su almak ve gönül doyana kadar dökünmek işi yıkanana kalmıştır. Hamam ücretleri rayice göre Belediye tarafından tarife belirlenir. Keseciye ve hizmet edenlere bahşiş vermek âdeti vardır. Uşak hamamlarında yıkananlar, vücutlarında güzelce yıkanmış olmanın rahatlığını duyarak çıkarlar.

Haşim Tümer,Uşak Tarihi, Uşak Halk Eğitimine Yardım Derneği Kültür Yayınları, İstanbul, 1971

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamının Yapısı

Yapı soyunma bölümü, ılıklık ,dört eyvanlı köşeli sıcaklık mekanı, halvet hücreleri ve su deposundan meydana gelmektedir.

İnceKasım, (2004). Uşak‘ta Türk Mimarisi, Isparta: Fakülte Kitabevi Yayınları

Klasik bir Türk hamamlarında olduğu gibi Uşak Tabakhane Hamamında da bulunan bölümleri şunlardır;

  • Camekan-Camegah (soyunma bölümü): Hamamı dış dünyadan ayıran, hamamda girilen ilk bölümdür. Hamam ritüelinde burada hazırlanılır. Soyunma odaları da bu bölümde bulunmaktadır. Hamam seansı sonrasında dönülen bölüm de yine burasıdır. Sakin, serin ve taze camekan atmosferinde hamamda terle kaybedilen sıvı çay, kahve gibi içecekler ile geri alınır.
  • Soğukluk-Ilıklık: Burası hamamın kalbi hararet ile camekan arasında yer alan bölümdür Hararete girerken ılık, çıkışta ise soğuktur. Hararete giriş öncesi sıcağa burada alışılır ve yine yıkandıktan sonra soğuğa da alışma da burada gerçekleşir.
  • Hararet: Hamamdaki sıcaklığın, nemin ve her türlü hamam uygulamasının yapıldığı merkezi bölümdür. Bir hamamın kalbi burada atar. Göbek taşı, sofa ve kurnalar, halvet hepsi bu bölümdedirler. Yıkanma, keselenme, köpük ve sabun mesajı hepsi hararet bölümünde gerçekleşmektedir. Hamamın sıcaklığı 35C°-40 C° civarındadır. Ortamın rölatif nemi %80-%90’a kadar çıkabilmektedir. Hararetin merkezinde genellikle sekizgen nadiren altıgen yada dörtgen şeklinde mermerden yapılmış diğer bir eşsiz Türk hamamı öğesi “göbek taşı” tüm görkemi ile uzanmaktadır.
  •  Halvet: Çoğunlukla hararetin köşelerinde yer alan sohbet amaçlı, izole yerlerdir.
  •  Sofa ve Kurna: Su doldurulan küçük havuzlardır. Buralara, sıcak ve soğuk su doldurularak, arzu edilen sıcaklıkta su toplanmış olur ve vücuda dökülür.
  • Külhan: Hamamın özel ısıtma için ayrılmış bölümüdür. Hamamın kullanıcıları için gerekli olan sıcak su, soba benzeri, ocak bölümünde yakılarak elde edilir. 

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamını Kim Yaptırdı?

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamının yapımı hakkında elin bir kaynak taraması yapalım:

Eski devir zenginlerimizden Ali Mollalar ailesinden Mehmet Efendi’nin yaptırdığı hamamdır. 1310-1894 yangınından sonra yaptırılmıştır. Tam karşısında Keleter Camii bulunduğu için bu isimle tanındığı gibi, eski Tabakhane muhitinde bulunduğu için semt adıyla ve halk deyimi ile «Tabâne Hamamı» diye de isim almıştır. Bu hamam da bir ara Belediyeye intikal etmiş, sonra satılmıştır. Hamam, tek teşkilatlıdır, fakat
bol ışıklı ve rahattır. Geceleri erkeklere, gündüzleri kadınlara açılmak suretiyle çalışır. Hamamı yaptıran Ali Mollazâde Mehmet Efendi’nin Haşan ve Şerif adlarında iki oğlu vardı. Rahmetli Şairimiz Ömer Bedrettin (Uşaklı) Bey’in annesi Hayriye Hanım bu ailedendir.

Haşim Tümer,Uşak Tarihi, Uşak Halk Eğitimine Yardım Derneği Kültür Yayınları, İstanbul, 1971

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamını yaptıran Ali Mollazade Mehmet Efendi’ nin soyundan gelen nesli Cumhuriyet sonrası “Aysal” soyadını almışlardır.

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamının güncel mülkiyet durumu eşraftan “Merhum İdris Üstün Varisleri” üzerindedir. Bu aile tarafından kiraya verilen hamamın son kiracısı Tokatlı Ahmet Bayrak (Hamamcı Ahmet) olmuştur.

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamı Uşaklı İçin Ne İfade Eder?

Uşak Tarihi Tabakhane Hamamı; Uşak Halkının hafızasında oldukça büyük bir yer işgal etmektedir. Bu noktada hatıralara bakmak yeterli olacaktır.

Tabakhane Hamamı da belli günler, meselâ öğleye kadar kadınlara, öğleden sonra erkeklere açık olurdu. Kadın hamamlarının, bizimkilere göre çok daha tantanalı ve eğlenceli olduğunu duyardık. Baklavalar, börekler, kuru köfteler, “gelin gız hamamları” falan. Zaten hamama cümbür cemaat, ellerinde seyahate çıkıyor gibi kocaman bohçalarla giderlerdi. 

Uşaklı Sadık Uşaklıgil,1946 doğumlu

Bu iki hamamdan başka birde Tabane (Tabakhane) Hamamı vardı. Burası gündüzleri kadınlara, akşamları erkeklere hizmet verirdi. 1970 öncesi evlerde banyo yoktu. O günlerin yapı tekniği evlerin içinde banyo olması olanaksızdı. Evlerin içine dek giren su da yoktu. Uşaklı temizlenip paklanmak için hamama giderdi. Hamama gidince de kesinlikle keselenirdi. Herkes kendisinin keselenmesinden öte kadınlar kendi bölümlerinde natır denilen, adamlarda kendi bölümlerinde tellak denilen özel kesecilere kendilerini keselettirirlerdi Hamamda tellaklara veya natırlara keselenmek ayrıcalıktı. Kadınlar hamama birkaç çocuklarıyla gittiklerinde yanlarında dolmalar, sarmalar götüremezlerse hiç olmazsa peynir ekmek götürürlerdi. O kadar çocuğu yıkayıp yunmak için nerede ise akşam olurdu. Hamama Gelin kızlarını götürenler çoğunlukla darbuka götürmeyi de unutmazlardı. Hamamdan çıkınca gazoz içmek hem zevkli hem lükstü. Natırlar ve tellaklar keseleme ve sabunlama görevlerini özel gösteriye dönüştürürlerdi. Onlar görevlerini gösteriye dönüştürürlerdi de biz hamama gidişimizi oyuna dönüştürmezmiydik. Hamama gitmek Uşaklının yaşantısında “Hadi hamam sefası yapalım,” diyerek gündeme gelirdi. Çocukluğumda hamama gitmek benim için oyun gitmekten farksızdım.

Hamamda oynadığım oyunlara gelince;

1. Hamam Kesesi İle Sabun Köpüğünden Salkım Yapmak Hamam kesesinin içine tükenmekte olan sabunları doldurup onları ıslatıp ovuşturarak eriyip köpürmesini sağlardım. Sonra kesenin ağzını biraz büküp ağzıma yaklaştırıp olanca nefesim ile keseyi şişirmeye başlardım. Keseyi şişirdikçe kesenin altından sabun köpükleri üzüm salkımı gibi uzardı. Nefesimin gücü, kesenin içindeki sabunun eriyip köpürme derecesi, köpükten oluşan salkımın büyüklüğünü arttırırdı.

2. Hamam Taşı İle Sabun Köpüğünden Salkım Yapmak Aynı işlemleri bu kez hamam tası ile yapardım. Hamam tasının bir bez içine alıp bezi hamam tasının altında bir elimle iyice sıkıştırırdım. Hamam tasının üzerinde gerili olan bezi ıslatıp üzerine sabun sürerdim. Sonra hamam tasının bir kenarından bezin altına doğru üflerdim. Üfledikçe bu kez hamam tasının diğer kenarından sabun köpükleri salkım şeklinde uzayıp aşağıya sarkardı. Sabunu ve suyu yeterince ayarlarsan oluşan köpükte yere dek uzardı. Köpüğün yere dek uzaması bu oyunu oynayan çocuğun başarısı idi.

3. Sabun Köpüğünden Balon Uçurtmak Elimizi yeterince sabunlardık. Avucumuzda oluşan sulu sabun eritip elimizin özel hareketleriyle işaret ve baş parmağımız doğrultusunda toplardık. Toplanan sulu sabun eriğini işaret ve baş parmağımızla oluşturduğumuz daire içinde kalın bir zar oluşmasını sağlardık. Sonra işaret ve baş parmağımızın arasında sabun eriğinden oluşan zara ağır ağır üflerdik. Bu üfürmenin şiddeti ile avucumuzun içinde sabun köpüğünden bir balon oluşurdu. Balon yeterli büyüklüğe gelince işaret ve başparmağımız arasındaki daireyi kapatarak balonu oluşturduk. Yaptığımız balon voleybol topu büyüklüğüne ulaştığı olurdu. Bu kez avucumuzun açık tutarak avucumuzun içindeki balonun altına ağır ağır üfleyerek balonu avucumuzdan kurtarırdık. Balon havada uçmaya başlardı. Havadaki balonu alttan ve yanlarından üfürerek istediğiniz yöne taşırdık. İstersek yeniden elimize alırdık. Bir kaç balonu havada dolaştırırdık. İstediğimizi elimize alırdık. Elimize aldığımız iki balonu birleştirebilirdik. Oyun arkadaşlarla oynanınca daha güzeldir. Yaşıtımız birisi hamamda varsa bu oyunu onunla birlikte oynamak daha güzel olurdu. Oyunu arkadaşlarla yarışma şekline dönüştürmek daha güzel olurdu. Bu oyunların tümünü hamam dışında da oynardık. Sabun köpüklerinden balonların oluşması ve uzun süre yaşaması yeterince nem ve ısıya bağlı idi. Yeterli ısı ve nem de hamamda olurdu. Bu nedenle bu oyunlar hamamda güzel olurdu. Bende her hafta hamama giderdim. Her gittiğimde de bu oyunları ben on yaşıma dek oynadım. Şimdiki çocukların her hafta hamama gittiklerini sanmıyorum. Çünkü onların evlerinde banyolar var. Gitseler de bu oyunları oynadıklarını sanmıyorum. Çünkü onların bilgisayarları var. Bilgisayarla her şeyi yapıyorlar. İsterlerse bilgisayarlarında balon da yapabilirler. Sıcacık yumuşacık balon sabun köpüğünden elle yapılır. ‘‘Pıt,’’ diye elle patlatılır. Bilgisayarlarda sabun köpüğünden yapılan balonları ‘‘pıt,’’ diye patlatılabilse de o balondan kopan küçücük bir köpük parçası insanın gözüne kaçar mı… İnsanın hoşuna giden küçük bir acımayı gözünde duyumsar mı? Bilemiyorum. Bazen küçücük acılarda insana tat verir.

4. Duvara Çaput Yapıştırmak Erkekler hamamında olsun kadınlar hamamında olsun hamamın bir köşesinde elimize sığmayacak denli çaput parçaları olurdu. Bunlar ne işe yarardı bilmiyorum. Yalnız bir bunların bir parçasını tellakların görmez yanından alır, soğukluk denen yere geçerdik. Soğukluğun duvarları domur domur su olur. Elimizdeki çaput parçalarının ıslaklığına ne çok sulu, ne de tamamen sıkılmış duruma getirirdik. Böyle çaput topaklarını olanca gücümüzle duvara şaplatırdık. Çaput parçaları duvara yapışıp kalırdı. Kimin çaputu duvarda uzun süre yapışıp kalırsa o kazanırdı. Çaputu önce düşen kaybederdi. Belki size masal gelecek ama duvara yapışıp hiç düşmeyenler de olurdu. Onları tellaklar uzun saplı süpürgelerle düşürürlerdi. Çoğunlukla bize kızarlardı. Çok kızınca da bizi anadan üryan sokağa kovalarlardı. İçimizde elindeki çaput topağını hamamın kubbesine atıp oraya yapıştıranlarda çıkardı. Oraya yapışıp kalan çaput topaklarını tellaklar da kolay kolay düşüremezdi. Arkadaşlardan birisinin kubbeye attığı çaput topağı kubbenin penceresinin tam kenarına gelmişti. Çaputun birazı kubbeye yapışırken birazı da pencerenin içine doğru girmişti. Onu tellaklar düşüremedi. O çaput topağı zaman içinde kendiliğinden de düşmedi. Aylarca sanırım yıllarca orada kaldı. Yerini de beğenmişti. Bir daha yerinden inmedi. Tepemizde oturdu kaldı. Hep öyle olmuyor mu… O nedenle her oyunu kurallarına göre oynamalı. Yoksa sonucuna katlanmak zor oluyor.

5-Hamam Böceği Düşürmek Hamam böceğini günümüz çocuklarına sorsak kalorifer böceğini anlatır. Küçük küçük açık kahverengi kalorifer böceklerine hamam böceği derler. Hamam böceği hamamda olur. Evlerdeki kocaman hamam böceklerine de benzemez. Yetişkin bir insanın baş parmağı büyüklüğündedir. Rengi koyu kahverengidir. Hızlı hızlı koşmalarının yanında canları isterlerse uçarlarda. Uçarken Tııııııırrrrrrrrr…..tıııııırrrrrrr” diye ses çıkarırlar. Bu böcekler zaman zaman hamamın karanlık nemli tepe köşelerinde toplanırlardı. İşte o zamanlar hamama gitmeye can atardık. Arkadaşlarımıza haber verirdik. “Annemize / Babamıza söyleyelim de bizi hamama götürsün” derdik. Üç beş arkadaş hamama gidince tavana yapıştırdığımız çaputları bulurduk. Çaputları bu kez hamam böceklerini uçurtmak, kaçırtmak, düşürtmek için kullanırdık. Hamam böceklerini uçurtmak, kaçırtmak veya düşürtmek bizim için büyük bir mutluluktu. Bu oyunu oynarken çaputu tavana yapıştırtmak başarı değildi. Çaputu tavana atacaksın. Çaput hamam böceğinin üzerine veya yakınına değecek, çaput tekrar aşağıya eline gelecekti. Her oyunun kuralları yok mu… Bu oyunun kuralı da bu idi. Bu uğraşta amacımız bize göre zararlı ve güçsüz olanı korkutmak, kaçırtmak, huzursuz etmekti. Güç bizde, Silah bizde idi. Hep biz kazanıyorduk.

Yılmaz Sunucu-Kültür Değerleriyle Uşak

Uşak ta benim çocukluğumda hafızamdan hiç silinmeyecek şeylerden biriside “hamama gitme” vakasıdır. Uşakta şofben bilinmiyor bile .Bildiğimiz odunlu kazan, yani (TERMOSİFON) kazanları kullanılıyor. İnanmıyacaksınız ama hamama sadece yıkanmak amacıyla gidilmez.Çok çeşitli amaçları vardır.Mesela “Kız Bakmak İçin” gidilir.Evet!…. Şaşırmayın.Mahallenin,yada sülalenin yaşlı bayanlarıbu tür organizasyonlara bayılırlar.Aralarında organize olurlar.Birbirlerine münasip buldukları bir kız ve oğlan vardır.Oğlanın annesi kızın (ANATOMİSİNİ)” daha yakından incelemek ister.Bu onun bir çeşit hakkıdır.Gelin kız adayını başka nerde görebilir? Tabiki hamamda.Kızında gönlü varsa bu işten ki genellikle iyi bir kısmetse razı olunur,kız tarafı ve oğlan tarafı aynı gün hamama giderler.Tesadüfen karşılaşmış gibi karşılaşırlar.Burada oğlan tarafının tecrübeli yaşlıları tarafından kızın rontgeni çekilir.Sadece fiziğine değil,oturmasına,kalkmasına,konuşmasına,kibarlığına,aklınıza ne gelirse işte!…..  Hepsi incelenir. Komisyon kararı ile okey alabilirlerse bu iş biter. Ben Hacıannemden veya diğer yaşlılardan hatta annemden hamamda takı takıldığını bile duydum.İnanılmaz değilmi ?Mesela yine mahallenin ,sülalenin,veya o civarın düşkün, kimsesiz,fakir yaşlıları hamama götürülür.Sırf sevabına.Allah rızası için onlara hamamda bir hizmet sunulur,sanırsınızki her biri birer İngiltere Kraliçesi.Yıkarlar,saçlarını tararlar,evden getirdikleri temiz iç ve dış giysilerini giydirirler,faytonla götürür,getirirler.Sırf hayır dualarını alabilmek için. Akşamınada evlerinde misafir edip yatırırlar.Ertesi gün veya iki,üç gün sonrada,uğurlarlar.Annemin anlattığına göre Hacıdedem ve Hacıannem bunu çok sık yaparlarmış.


Dahada acaibini söyleyeyimmi ?Hamama pikniğe gider gibide gidilir.Bir tür hamam yiyecekleri kültürü vardır.Rutubetten etkilenmeyecek gıdalar;örneğin,kızartma köfteler,lop yumurtalar,ekmek,peynir,zeytinyağlı yaprak sarmaları,hatta su böreği!….Tencere,tencere kap,kap götürülür.Sanırsınızki,hamama yıkanmaya değil tıkınmaya gelinmiş.Ben üç,dört,hatta beş yaşıma kadar kadınların arasında gittim geldim.Bu yaş gurubuna ses çıkarılmaz.Çocuk daha büyüdümü,oğlan çocukları için artık bu fasıl biter. Benim orayı bu kadar sevmemin ve hayallerimden çıkaramamamın nedeni,diğer hamamlardan farklı olarak ,birde içi buz dolu minik bir havuzunun oluşuydu.Yok artık!…. Dediğinizi duyar gibiyim sevgili okuyucularım.Ama bu farklı bir havuzdu.Bu havuz (GAZOZ) havuzuydu.Uçmaya başladığımı! Düşünüyorsunuz biliyorum.Ama sizi temin ederimki hem aklım başımda,hemde anlatacaklarım tamamen gerçek.Bu hamamın işletmecisi her kimse! Son derece aydın,uyanık,ve yenilikçi bir insanmış.Şimdi Uşak ta hamamların genel yapısı şöyle olur.İç,içe geçen üç bölüm vardır.Önce soyunup,giyinilen yer,sonra (SOĞUKLUK) denen duvarların diplerinde tahta boydanboya oturulacak bankları olan bir salon.Burda peştemallarla oturulur,biraz serinledikten sonra tekrar göbek taşının ve kurnaların olduğu en  sıcak bölüme dönülür.İşte bu işletmeci bu soğukluğun tam ortasına üşenmemiş;orta boy bir salon halısı büyüklüğünde süs havuzuna benzeyen bir havuz yaptırmış.İçinide büyük buz kalıpları ve ağzına kadar dolacak şekilde yüzlerce ağzı açılmamış,yani henüz içilmemiş gazoz şişeleri ile doldurmuş.

Şimdi,manzarayı gözünüzün önüne getirin lütfen.O zamanlar gazozu nerde buluyorsun ? Ya sinemalarda satılır,o da sinemaya yılda bir defa ya gider,ya gitmezsin.Ya da bu hamamdaki havuzun  içinde.Bakkallarda,dükkanlarda falan gazoz bulunmaz.O devirde o gazozu kim imal eder?Kim dağıtırdı bilmiyorum.Belki BURSA da bile gazozun yapılmadığı bir zaman dilimi.Birde lezzetlidir ki!…Şimdi şöyle alınır.Soğukluğa oturan yada gelen herkes büyük olsun,çocuk olsun elini o havuza sokar, buz kalıplarının arasından kendisi,istediği kadar şişeyi çekip alabilir.Hamamın sahibi oturduğu bilet gişesinden orayı görür.Herkeside tanıdığından,kimin oğlu kızı aldıysa hemen orada hesabına işler.Sen sanki havuzun içinden bedava çekip alıyormuşsun gibi bir his ve mutluluk içinde gazozunu içersin.O gazozun kapağını eliyle açmakta ustalaşmış (NATIR) lar vardır.(Natır:Kadın tellak yani keseci)

Birinden biri açıverir.Yalnız bir tek yasak vardır.Şişeleri içeriye göbek taşına götürmek yasaktır.Buna da herkes uyardı.Biz Ankara dan gelmiş çocuklar olduğumuzdan teyzemin çocuklarına kıyasla sanki biraz daha torpilliydık. O havuzdan (tabi aşırıya kaçmamak şartı ile) istediğimiz zaman gazoz almak ablama da banada serbestti.Zavallı teyzemin çocukları bu izni çok zor kopartırlardı.Esas hamamın ortasında kocaman mermerden bir göbektaşı olurdu.Daire biçiminde yerden 25-30 cm yüksekte,çapı yaklaşık 4-5 metre olan dans pisti gibi bir yer.Oraya upuzun yatarsın.(yani mermerin üstüne) orda şapır,şapır terlersin.Oraya öyle alışkın insanlar vardırki o mermerin üstünde o sıcakta tatlı,tatlı uyurlar.


Birde ben her zaman o hamamlardaki suyun bolluğunun kaynağını merak etmişimdir.Uşak ta zaman,zaman yaşanan su darlığı esnasında bile hiç bir zaman hamamın suyu kesilmezdi.Bırakın kesilmeyi azalmazdı bile.Belkide kendi kuyuları yada su kaynakları vardı bilmiyorum.
Akşam eve dönüldüğünde temiz vücut,akşama kadar hiç durmadan yapılan hareket,bin türlü heyecan derken bir uyku bastırır yemeğe kadar bile dayanamazdım.Hacıannemin yaz,kış üstümüze örttüğü o evvel zaman yün yorganlarının altında öyle tatlı, öyle dinlendirici bir uykuya dalınırdı ki ;Ben hayatımda o kadar huzurlu,o kadar mutlu uyku uyuduğumu hatırlamıyorum

Uşaklı Hakan Kırbaş 1960 doğumlu

Eskiden bulunduğu yer tabakhane olduğundan adı oradan gelmekteydi.Biz eybekliler (Aybey mahallesinde oturanlar ) tabane hamamı diye söylerdik adını.Eskiden evlerde banyolar yeterli değildi.Ya bir yer banyo olarak kullanılır veya yüklüklerde ısıtılan su ile banyo yapılırdı.Müslümanlıkta temizliğin ayrı bir yeri vardı.Şehirde bir kaç tane hamam vardı.Gündüz tek erkeklere olduğu gibi ayrı birde kadınlar hamamı vardı.Tabakhane hamamını İdris adında biri çalıştırırdı.Gündüz bayanlara gece erkeklere olurdu.Hamama giderken köprüden geçerdik altta Dokuzsele çayı akardı.Etrafında akasya ağaçları vardı.Köprünün üzerinde iki tane su sarnıçı vardı.Bazen taşardı suları Dokuzseleye dökülürdü.Yan tarafında da bir çeşmesi vardı.Yan tarafında da bir tuvaletti vardı.Hayal meyal hatırlıyorum çocuk iken annemlerle giderdik hamama..Gitmeden önce hazırlık yapılırdı.Hamam bohçası hazırlanırdı.Bohça içine temiz çamaşırlar,havlu hamam tası sabun konurdu.Annem bizler içinde ev ekmeği iki dilim peynir banyodan sonra ne güzel gelirdi bizlere.Babaannem sokakta baş kili diye satılan (Kütahya kili) kilden alır hamam tasında ıslatır başına sürerdi banyodan önce .Yıllar sonra öğrendim şampuanın ana maddesi kilmiş.İçine kimyasal maddeler katarak şampuan elde edilirmiş.Küçük iken çamaşır leğeninde yıkardı annem odanın bir yerinde.Kışın sobanın kenarı olurdu.Ne kadar dikkat edersem edeyim gözlerime sabun kaçardı.

Hayal meyal hatırlasam da bizim için o gün bayram olurdu hamama gitmek.Elimizde hamam bohçasıyla içeri girerdik.Bir kaç basamak merdivenden aşağıya inilirdi.Girişte sol tarafta hamam sahibinin yeri vardı arkasında numaralanmış emanet kasaları .Ortada bir havuz vardı içinde bizim içmek için can attığımız gazozlar..Etrafında soyunmak için odalar vardı.Üst katta özel odalar.Boş gördüğümüz bir yere girer çabuk soyunurduk bir an evvel içeriye girmek için.İlk kapıdan içeri girince sağ tarafta tuvaleti vardı.Keçelik denilen yerde de soyunma yerleri vardı.Hamama direk girmezlerdi büyükler keçelik de bir az beklerlerdi .O zamanlar bunu pek anlamazdım .Meğer birden içeri girmek,içeriden birden çıkmak insan sağlığı için iyi değilmiş.Denizlerdeki vurgun gibi vücudun kan basıncını alıştırmak içinmiş..Son kapıdan da içiriye girmeden önce hamamım sıcaklığı gelirdi.Bir kurna bulmak olurdu yıkanmak için geriye.Ortada göbek taşı denilen yer de yatan insanlar olurdu terlerle altında hamamı ısıtan düzenek varmış.Tellaklar daha sonra keselemeye gelirlerdi.Özel bir oda da vardı orada keseden gelen müşterileri yıkarlardı.Durumumuz iyi ise gazoz içerdik keskin gazı burnumuzdan gelirdi..Ayda birkaç kez giderdik hamama.Ne zaman evlere termosifon,şofbenler geldi hamam işi bitti.Ayda bir kaç sefer giderdik hamama eve geldiğimizde annemizin sıcak çayı kuzinede yaptığı kurabiyesini yemek büyük zevkti bizim için….

Eski Uşak Araştırmaları Derneğinin Tarihi Tabakhane Hamamı Hakkında ki Fikri Nedir?

Türkiye’de şehirlerin zaman içinde gelişimi; şehrin kendine has kimliğini ve bünyesinde türlü kodlarla var ettiği egemen veya saklı nitelikler bütününü ‘ezip baskılayan’ nitelikleriyle dikkat çekmektedir. Şehirleri yıkıp, ıslah ederek yeniden yapmaya programlı süreçler, şehrin farklılığını kentsel kültürün parçası olarak düşünmeye vakit ayıramayacak bir telaş içindedir. Şehir kültürünün devamı, sadece mekanın içinde biriken değerler ve yaşantı ile değil, mimari ve görsel yapı pratik varlığı ile sürdürülebilir. Bu nedenle kentlerin tarihinin korunması ve sürdürülebilirliği, o kentin kimliğinin korunmasına ve gelişimine katkı sağlar.

Eski Uşak Araştırmaları Derneği Uşak Şehrinin somut ve somut olmayan kültürel mirasının sürdürülebilirliği yönünde faaliyet göstermektedir. Eski Uşak Araştırmaları Derneği olarak Tarihi Tabakhane Hamamının rölöve, restitüsyon, restorasyon projelerinin hazırlanarak kent hafızasının sürekliliğinin sağlanması ve gelecek nesillere aktarılmasını arzulamaktayız.

Müellifi Ömer AŞCI

© Copyright www.usaktayiz.com tüm hakları saklıdır. Kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları www.usaktayiz.com.tr‘a aittir.  www.usaktayiz.com sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa telif hakları korunmaktadır. Bunlar www.usaktayiz.com ‘un yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz. İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz .www.usaktayiz.com ‘daki harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur. www.usaktayiz.com ‘da hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir. Bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir