Uşak Karaağaç Cami Tarihçesi

Karaağaç Cami;Uşak Merkez Mahallelerinden Karaağaç mahallesinin tam ortasında Er sokak,Gülcan sokak ve Arda sokakların birleştiği kavşak noktasında yer alan eski tarihli bir ibadethanemizdir.

Uşak ili Merkez Camilerinden Tarihi Karaağaç Cami
Uşak ili Merkez Camilerinden Tarihi Karaağaç Cami

Selçuklu-Osmanlı Dönemi Anadolu kentlerinin kuruluşunda oluşan mekansal kurgu; kent nüfusunun camiler etrafına yerleşerek oluşturduğu mahalleler şeklinde gelişmekte olup Karaağaç Caminin ismi de bu mihvalde içinde olduğu mahalleden gelmektedir.

Osmanlı Arşiv Kayıtlarında Karaağaç Mahallesi

Uşak Merkez Mahallelerinden Karaağaç Mahallesi ; 1530 tarihli Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defterinde bulunmayıp Osmanlı Arşiv kayıtlarında 1676 tarihli Kütahya Sancağı Uşak kazası mufassal avarız defterinde karşımıza çıkan tarihi mahallelerinden biridir.

Lakin 1676 tarihinden 1894 yılına kadar Karaağaç Mahallesinde Karaağaç Camii ismiyle bir cami kayıtlara geçmemiş.Bu konuya yazımızın ilerleyen kısımlarında değineceğiz.

Karaağaç Caminin Tarihi Eser Tescili Tarihi

Karaağaç Cami; T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütahya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 19.12.2015 tarih ve 2937 sayılı kararıyla; korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine; koruma grubunun 1. Grup yapı olarak belirlenmesine, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesi kapsamında, belirlenen koruma grubunun tapuya işlenmesine; tescil fişinin uygun olduğuna, karar verilmiştir.

Karaağaç Caminin Tarihi Eser Tescil Raporu

Bu raporda Karaağaç Cami hakkında şu şekilde ayrıntılı bilgi verilmektedir;

Karaağaç Cami ön cephesinde bulunan levhada hicri 1275 (miladi 1859) yılında inşa edildiği yazmaktadır.

Caminin duvar kalınlıklarından anlaşıldığı üzere yığma olduğu, tek mekândan oluştuğu ve üst örtüsünün içten tek kubbe ile geçildiği, dıştan ise marsilya kiremitle kaplı kırma çatı yapıldığı görülmüştür.Yapılan onarımlarda tüm cephelerinin dökme mozaik ile sıvandığı görülmüştür.

Cami avlusuna doğu cephesinde kilit taşında palmet motifi bulunan beşik kemerli bir avlu kapısından girilmektedir. Kapı ve bahçe duvarı dökme mozaikle sıvanmıştır. Caminin son cemaat yeri sonradan betonarme olarak inşa edilerek iki kat olarak kullanılmaktadır. Kuzey cephesine sundurma çatı örtülü demir profilden yapılan camlı bölme, ayakkabılık olarak kullanılmakta ve camiye giriş bu mekândan sağlanmaktadır. Kuzey duvarının ortasında yer alan camiye girişi sağlayan kapı ve iki yanında PVC malzemeden dikdörtgen kesitli birer pencere, üst katta da üç adet pencere bulunmaktadır. Batı cephesinde sonradan kapatılan son cemaat yerine ait zemin katta dikdörtgen kesitli PVC malzemeden bir pencere, üst katta yaklaşık 50×60 cm ölçülerinde bir pencere bulunmaktadır.

Caminin güney, doğu ve batı cephelerinde harim bölümüne ait 2 adet dikdörtgen kesitli, bu pencerelerin üstünde sivri kemerli üst pencereler, bu pencerelerin ortasında üstünde bir adet yuvarlak pencere bulunmaktadır. Doğu cephesinde son cemaat yerine açılan bir demir kapı bulunmaktadır. Caminin kuzey cephesinde sonradan kapatılan son cemaat yerinin içinde kalan minare bulunmaktadır. Minarenin gövdesi tuğladan inşa edilmiştir. Şerefesinin altı beş sıra kirpi saçaklı, korkulukları demir ferforjeden yapılmıştır.

Kuzey duvarına bitişik demir profilden yapılmış olan mekân ayakkabılık olarak kullanılmaktadır. Bu mekândan son cemaat mekânına PVC malzemeden yapılmış kapıdan girilmektedir. Bu mekânda üst kata sonradan eklenmiş ahşap merdiven bulunmaktadır. Ahşap merdivenin yanında PVC malzemeden yapılmış sokağa açılan kapı bulunmaktadır. Harim bölümüne açılan ahşap çift kanatlı ahşap profilli kapı ve bu kapının iki yanında birer adet PVC malzemeden dikdörtgen pencereler bulunmaktadır.

Minareye açılan kapı bu mekânda bulunmakta ve PVC malzemedendir. Harim bölümünde ahşap döşemeli mahfil katını taşıyan 2 adet dikdörtgen kesitli ahşap dikmeler bulunmaktadır. Duvarlar sıvanmış ve yerden pencerenin alt seviyesine kadar özgün olmayan ahşap kaplama bulunmaktadır. Kare planlı harimin üzeri Kubbe ile örtülüdür. Kubbenin iç kısmında ve duvarlarda kalem işleri bulunmaktadır.

Harimin güney cephesinde bulunan mihrap nişi yağlı boya boyanmış ve perde motifi ile bezenmiştir. Mihrabın batısında ahşap minber, doğusunda ise ahşap vaaz kürsüsü bulunmaktadır.Mahfil katına, sonradan kapatılmış, betonarme olarak inşa edilmiş son cemaat yerinin üst katından bir kapıdan geçilmektedir. Mahfil katı korkulukları ahşaptır ve yaklaşık 50 cm yüksekliğindedir. Mahfilin orta kısmında harime doğru yuvarlak çıkma yapan bir balkon bulunmaktadır.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütahya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 19.12.2015 tarih ve 2937 sayılı kararında yer alan rapor

Osmanlı döneminde Karaağaç Cami

Karaağaç Cami hakkında; 1971 tarihli Uşak Tarihi isimli eseriyle kaynak eser meydana getiren Haşim Tümer Hoca şöyle bahseder;

“Karaağaç Cami’nin ne zaman yapıldığına dair bir kitabe veya işaret yoktur. Ancak mahalle halkından rivayetle Karabeyoğlu,Yünlüoğlu,Yılancıoğlu,Dıbırdıkoğlu,Hazıroğlu,Kürt Hacıoğlu ve Hacı Çelebi gibi ailelerin öncülük ettiği anlatılır.Uşak tarihinin en büyük yangınlarından 1894 yılı Koca Yangınında zarar gören Karaağaç Caminin İnaylıoğlu Ayen Süleyman ve Gürelioğlu Hasan Çavuş marifetiyle tamir edildiği öğrenilmiştir.İsminden de anlaşılacağı üzere mahallelinin ortak himmetlerinin eseri olduğu anlaşılmaktadır.Duvar tezhinatları Uşaklı Hattat Selahattin Özkol tarafından yapılmıştır.1951 yılında yıkıp yenisini yaparcasına mahallelinin ortak gayretiyle tamir edilip tarihi dokusunu kaybetmiştir.”

Uşak Tarihi-Haşim Tümer

Osmanlı Döneminde Karaağaç İsminde Bir Cami Neden Yok?

Uşak Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yeniçağ ve Yakınçağ Tarihi Uzmanı Öğretim Görevlisi Prof.Dr.M.Murat Öntuğ’un “Osmanlı döneminde Uşak’ta ki dini yapılar; Camiler ve Mescitler” isimli makalesinde Karaağaç Mahallesinde 7 ibadethane kayıtlanmıştır. Dikkat edileceği üzere Karaağaç Mahallesinde Karaağaç Camii ismiyle bir cami kayıtlara geçmemiştir.

Karaağaç Mahallesi Cami ve Mescidleri:

1-Derviş Mehmed Cami: Karaağaç Mahallesi’ne Derviş Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Cami bitişiğinde bir tevhidhane bulunmaktaydı.(VAD.no:ll16,vr.3.)

2-Mehmed Dede Camii: Karaağaç Mahallesi’ne Semerci Mehmed Dede tarafından yaptırılmıştır. Hayır sahibi bu kişi inşa ettirdiği camiin yakınına bir muallimhane bina etmiştir(Öntuğ, “Hurufat Defterlerine Göre Uşak’taki Eğitim Müesseseleri”, s.l59.) Camide görevli müezzin, vaiz olup hatip günde yarım akçe, imam günde bir akçe almaktaydılar.(VAD. no:549, s.200; 1124, vr.84,85,89,90; 1120, s.57; 1126, vr.l02; ı ı34, vr.l9,2l)

3-Şeyh Mustafa Cami: Karaağaç Mahallesi’ne Şeyh Mustafa tarafından yaptırılmıştır. Camide vakit namazlarında görevli imamlar günde yarımşar akçe ücret almaktaydılar.(VAD. no:ll24, vr.85,86; 1126, vr.106.)

4-Şeyh Osman Cami: Karaağaç Mahallesi’ne Şeyh Osman tarafından yaptırılmıştır. İmamlar günde yarım akçe ücret almaktaydı.(VAD. no:lll6, s.6; 1124, vr.86; 1134, vr.l9)

5-Emir Şah Mescidi: Karaağaç Mahallesi’ne Emir Şah’ın kızı Rukiye hatun tarafından yaptırılmıştır.(VAD. no:550, s. 184; 1120, s.57; 11 24, vr.84; 1134, vr.22.)

6-Hacı Ali Mescidi: Karaağaç Mahallesi’ne Hacı Ali tarafından yaptırılmıştır. Şevval 1 117 (Ocak/Şubat 1706) tarihinde Ali günde yarım akçe ücretle imam atanmıştır.(VAD. no: ı 134, vr.23.)

7-Yakub Efendi Mescidi: Karaağaç Mahallesi’ne Yakub Efendi tarafından inşa edilmiştir. Camide görev yapan imamlar günde yarım akçe ücret almaktaydılar.(VAD. no:55ı, s.53; 11~3, vr.52; 1130, vr.70.)

Osmanlı döneminde Uşak’ta ki dini yapılar; Camiler ve Mescitler-Prof.Dr.M.Murat Öntuğ

Karaağaç Cami eski ismi ne idi?

Karaağaç Cami , Osmanlı Döneminde büyük ihtimal ile başka bir isim üzerine tanınmaktaydı.Kanuni Sultan Süleyman’ın tarihe damgasını vuran eşi Hürrem Sultan adına kurulan vakıf kayıtları üzerinden farklı bir ihtimali düşünelim.

Prof.Dr.M.Murat Öntuğ’un “Osmanlı döneminde Uşak’ta ki dini yapılar; Camiler ve Mescitler” isimli makalesinde gördüğümüz Emir Şah Mescidi,Derviş Mehmed Cami,Şeyh Mustafa Cami,Mehmed Dede Cami,Şeyh Osman Cami isimleri üzerinde duralım.

Haseki Hürrem Sultan Vakfiyesi

958/1551 tarihli Haseki Hürrem Sultan külliyesi vakfiyesinden anlaşılacağı üzere Hürrem sultan tarafından Uşak’ta mevcut zaviyeye ek bir zaviye binası yaptırıldığı ve Şeyh Muhlisiddin (Merkez Efendi)  oğlu Ahmet’e vakıf gelirlerinden tahsisat yapıldığı anlaşılmaktadır.

Fatih döneminde Uşak kasabasında kâin zaviyede sâkin olan yoksul fakirlerin taam masrafı için günde üç dirhem tayin eylemiştir. Mezkür Şeyh Ahmet bini Mevlâna Şeyh Muslihiddin’e kayd-ı hayat şartile günde beş dirhem tayin eylemiştir.

Bu meblâğ sonra evkafın zevaidine zam olunur. Keza mezkür câmi-i şerif kurbinde sâkin olan Mevlâna Hayrettin Şeyh Fani’ye kayd-ı hayat şartile günde üç dirhem tayin ve tahsis eylemiştir. Bu da sonra keza evkafın zevaidine zam ve ilhak olunur.

(Haseki Hürrem Sultan Vakfiyesi 1551; VGMA; Ek A.1.2)

Peki burada adı geçen Şeyh Muhlisiddin (Merkez Efendi)  oğlu Ahmet Efendi Kimdir?

Şeyh Ahmed, Merkez Efendi’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Şah Sultan’dan doğan oğlu ve halifesi olduğu varsayılmaktadır. Mesir macunu ve Manisa deyinde ilk akla gelen Osmanlı zamanında İstanbul’da yetişen evliyaların büyüklerinden olup Merkez efendi”ve “Merkez halife” diye şöhret bulan Musa bin Mustafa bin Kılıç bey bin Haydar ‘ ın künyesi “Ebti’s-saka”‘\ lakabı “Şeyh Muslihiddin”dir.

Şeyh Muhlisiddin (Merkez Efendi)  oğlu Ahmet Efendi;1555 ya da 1563 yılında Uşak’ta vefat etmiş ve oraya defnedilmiştir (Velikâhyaoğlu, s.190-191). 1551 tarihli Haseki Hürrem Sultan vakfiyesinde zaviyenin ismi geçtiğine göre babasının öldüğü yıllarda Uşak’ta bulunmaktadır ve Merkez Efendi’nin belki de Şah Sultan’ın da oğlu olduğu için hanedan ailesinin maddi yardımlarından yararlanmıştır.

Osmanlı vakıf sisteminde küçük vakıfların kendinden daha büyük vakıflara bağlanması sık rastlanılan bir durumdur.Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Haseki Hürrem Sultan Vakfiyesi‘ne Uşak’ta ismi bilinmeyen Fatih döneminden kalma bir zaviye ve vakfı bağlanmıştır.Hakkında başka bilgi bulunmayan Fatih döneminde yaptırılmış olan zaviyenin başında, Denizli Sarımahmutlu’da camisi olan Şeyh Muhlisiddin’in (Merkez Efendi’nin) oğlu olan Şeyh Ahmed ’in olduğu anlaşılmaktadır. Şeyh Ahmed hayatta olduğu sürece günlük maaş bağlanmış, bu zaviyedeki fakirlerin yemek masrafları vakfa bağlanmıştır. Bu zaviye için sonrasında cami-i şerif demesi yapının zaviyeli bir cami olma ihtimalini doğurmaktadır. Bu caminin yakınlarında yaşayan Mevlana Hayrettin Şeyh Fani’ye de hayatta bulunduğu dönem boyunca para tahsis edilmiş ve bu zatların vefatından sonra bağışların vakfa verilmesine karar verilmiştir.

İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü-Mimarlık Anabilim Dalı-Mimarlık Tarihi Doktora Programı-Haseki Hürrem Sultan Yapıları-Şehri KARTAL-Yüksek Lisans Tezi-Ocak 2012

Prof.Dr.M.Murat Öntuğ’un “Osmanlı döneminde Uşak’ta ki dini yapılar; Camiler ve Mescitler” isimli makalesinde zikrettiği “Emir Şah Mescidi” nin Fatih döneminden kalma bir zaviye ve vakıf olup Haseki Hürrem Sultan Vakfiyesi‘ne dahil edilip Şah Sultan oğlu Şeyh Muhlisiddin (Merkez Efendi)  oğlu Ahmet Efendi’ye tahsis edilmesinden sonra bu ismi aldığı düşünülebilir.

Derviş Mehmed Cami,Şeyh Mustafa Cami,Mehmed Dede Cami,Şeyh Osman Cami isimleri de Karaağaç Cami’nin eski isimleri olabilir.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir