Uşak Kadı Vekili Ahmed Tevhid Efendi

Osmanlı İlmiye Sınıfının ileri gelenlerinden Ahmed Tevhid Efendi; 1847 yılında Uşak Kazası Naibi(Kadı Vekili) olarak atandı.

Uşak kazası Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinden beri okulu ve okuyanı bol bir ilim şehri olmasının yanında ulema sınıfı için tercih edilen bir yapıda idi. Ama Ahmed Tevhid Efendi’nin Uşak’a gelişi bir tercih değil sürgün idi.

Uşak Kadı Vekili Ahmed Tevhid Efendi

Seyyid Ahmed Tevhid Efendi Kimdir?

Seyyid Ahmed Tevhid Efendi; 1807-1870 yılları arasındaki 63 yıllık ömründe verdiği eserlerle Osmanlı İlmiye sınıfı içinde haklı bir üne ulaşmış önemli bir bilim adamıdır. Din ve felsefe eğitimini fenni bilimlerde de derinleştirmiş çok boyutlu bir ilim erbabıdır.

H.1222/M.1807’de İstanbul’da doğmuştur. Babası ,Osmanlılar döneminde Anadolu’da kurulan tarikatların en eskilerinden Kadiri Tarikatı’nın Eşrefiye Kolu Kurucusu Hacı Bayrâm-ı Veli dervişi Anadolu Evliyalarından Eşrefoğlu Rumi torunlarından Şeyh İsmail Hakkı Efendi olup validesi, meşhur Nakşibendi Şeyhlerinden Rızaeddin Efendi’nin oğlu Şeyh Sıddik Efendi’nin kızıdır.(Evkaf-ı HümayunNezaretinin Kuruluş Tarihi ve. Nazırların Hal Tercümeleri-s.45-46)

Eğitimi

Seyyid Ahmed Tevhid Efendi; İstanbul’da aldığı temel eğitim sonrası yüksek öğrenimini Osmanlı Filozoflarından Kethüdazâde Arif Efendi(1771-1849)’den alarak tamamlamıştır. Burada aldığı eğitim; akli(din dışı) ve nakli(dini) ilimlerin tamamını ve riyazi (fen) ilimleri eğitimi olarak tanımlanmıştır.

Kethüdazâde Arif Efendi; astronomi, hendese(geometri), hesap, musiki, astroloji , tıp ve mantık..vs. gibi ilimlerin yanı sıra,dinî ve felsefî ilimleri de okutmuştur. (Emin Efendi, Menâkıb-ı Kethüdâzâde el-Hac Mehmed Ârif Efendi, İstanbul, 1305-s.164-165)

Seyyid Ahmed Tevhid Efendi yüksek öğrenimi sonrası İlmiye sınıfına Tariki Tedris(Öğretim Görevlisi) olarak medrese hocası olmuştur. Osmanlı Modernleşme Tarihi içinde 19.yüzyılda önemli bir yer işgal eden saray dışı bağımsız düşünce kuruluşlarından “Beşiktaş Cem‘iyyet-i İlmiyyesi”nde Cebir(Matematik) dersleri verdi.(Kethüdâzâde Arif. Efendi ve Felsefi Görüşleri-İsmail ERDOĞAN-s.175)

Beşiktaş Cemiyet-i İlmiyesi, daha sonra 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıile birlikte Bektaşî tekkelerinin de kapatılması sırasında,masonluk,mezhepsizlik ve bektaşîlik yaptıkları gerekçesiyle suçlanır ve üyelerinin sürgüne gönderilmeleri kararlaştırılır.Cemiyetin üyeleri arasında Londra’da büyükelçilik yapmış olan İsmail Ferruh Efendi’nin masonluğa girdiğini ve 1820’lerde Ortaköy’deki yalısında Beşiktaşlı Kethüdâzâde Ârif, Fehim Efendi, Melekpaşazâde Abdülkadir ve Hekimbaşı Şanizâde ile toplantılar yaptığını ileri sürmektedir.Ayrıca Kethüdâzâde Ârif Efendi de dahil olmak üzere bu cemiyetin üyelerinin birçoğu bektaşî idi.

Ahmed Tevhîd Efendi, din ve fen ilimlerinde uzman olup, iffet ve fazilet sahibi idi. İlim öğrenmek istiyenlere konağında sabah-akşam değişik konularda ders verirdi. Matematik, geometri ve dînî konulara dâir eserler yazmıştır. 

Memuriyeti

Seyyid Ahmed Tevhid Efendi memuriyete, Sultan II. Mahmud’un damadı Sâbık Serasker Bursa’lı Damat Said Paşa‘nın kitapçısı makamıyla başladı. Bursa’lı Damat Said Paşa’nın Anadolu Seraskeri(Kurmay Başkan) görevini ifa ettiği(1837-1839) dönemde özel kütüphanesinin idarecisi vazifesini ifa etmiştir.

II.Mahmut Dönemi başlayan eğitimi reformu çerçevesinde 1839 senesinde Devlet memuru yetiştirmek amacıyla açılan Mekteb-i İrfaniye için açılan imtihanı kazanarak burada eğitim almıştır. Sonrasında Bandocu yetiştirmek amacıyla 1836 yılında kurulan Muzikayı Hümayun  Mektebi’nde hocalık yapmıştır. Sonrasında ise ,Beşiktaş kâdı nâibliği(Kadı Vekilliği) görevine atandı.

Seyyid Ahmed Tevhid Efendi’nin İstanbul’da başkalayan hayatı bu dönemden sonra taşrada ki görevleriyle devam edecektir;

H.1260/M.1844’de de Bosna Sancak Kadılığı(Mevleviyeti)’ne tayin edilmiştir. Bu göreve, Rebiyulâhir H.1262/M.1845’de sona ermek üzere atanmışsa da, görülen lüzum üzerine Şaban H.1262/M.1845 tarihi sonuna kadar hizmet süresi uzatılmıştır.

Sâbık Serasker Bursa’lı Damat Said Paşa’nın ikinci defa Seraskerliği döneminde Safer H.1263/M.1846’da Dar-ı Şurayı Askeri(Yüksek Askeri Meclis) Azalığına tayin edilmişti.

Uşak Sürgünü

Serasker Bursa’lı Damat Said Paşa’nın H.1264/M.1847 yılında gözden düşerek Sinop’a sürgüne yollanmasıyla Ahmed Tevhid Efendi 1847 yılında Uşak Kazası Naibi(Kadı Vekili) olarak atandı.

Bu atama Ahmed Tevhid Efendi için tenzili makam yani düşük bir makama atama anlamına geliyordu ve bir sürgündü.

Ahmed Tevhid Efendi,Bursa’lı Damat Said Paşa’nın 1848 yılında bağışlanması üzerine İstanbul’a dönmüştür.

H.1266/M.1849 Muharrem ayı başlarında göreve başlamak ve rütbesi tayin gününden geçerli olmak üzere Mekke-i Mükerreme, 1 Rebiyulâhir H.1280/M.1863’de görev yerinde olmak kaydiyle Medine-i Münevvere Sancak Kadılığı(Mevleviyeti)’ne tayin edilmiştir.

Medine-i Mutahhare’den dönüşünde Dar-ı Şurayı Askerî İstanbul Müftüsü ünvanı verilmiştir.

17 Şaban H.1280/M.1863’de Meclisi Vâlâ(Danışma Meclisi) Azalığına atanarak, Anadolu Kadıaskerliği(Askeri Mahkeme Baş Hakimi) makamı verilmiştir.

1 Muharrem H.1282/M.1865’den itibaren vaziyet etmek üzere Yanya Kazası arpalık(Osmanlılarda askerî sınıfın ileri gelenlerine verilen ilave ödenek ile emekli ya da işten çıkarılma, azledilme maaşı olarak bağlanan gelir) şeklinde Ahmet Tevhid Efendi’ye verilmiştir.

9 Rebiyulâhir H.1283/M.1866’da Rumeli Kadıaskerliği(Askeri Mahkeme Baş Hakimi) makamı tevcih edilmiştir.Yine aynı yıl Meclisi İntihabı Hükkâmı Şer-i Reisi(Seçilmiş Hakimler Meclisi/Yargıtay )olarak seçildi.

Vakıflar Bakanı Ahmed Tevhid Efendi

11 Zilkade H.1284/M.1867 yılında Evkaf-ı Hümayun Nazırı yani Vakıflar Bakanı olmuştur. 25 Cemaziyelâhire H.1285/M.1868’de istifaen Nazırlık görevinden ayrılmıştır. Sultan Abdulaziz Han tarafından görevine devam etmesi için ısrar edilmişse de her defasında mazeret beyan ederek affını istemiştir.

Bu vazîfede iken sayısız câmi, mescid, dergâh, türbe, mekteb gibi âsâr-ı hayriyeyi tâmir ettirdi. 

Ahmed Tevhid Efendi Ölümü ve Mezarı

21 Şevval H.1286/M.1869 tarihinde Pazar günü vefat etmiş, Beşiktaş’ta Sinan Paşa Camii yanında ki dedesi Neccârzadenin türbesine defnedilmiştir.

Kabrine “Hezâ makamı Tevhid” ibaresinin yazılmasını vasiyet etmişse de, henüz vasiyetinin yerine getirilmediğini akrabası Ali Kadir Efendi ifade etmiştir.

Vezir Hakim Abdurrahman Sami Paşa tarafından kaleme alınan “manzume-i tarihiye” şöyledir:

"O fazıl yeğane Tevhid Efendi eyvah
Ayrıldı aramızdan itti bakaya rıhlet
Gerçi vücudu âlem zil ta'yinidir.
Göz yummadan zamanı zail olur nihayet
Lakin bu bezmigahda ülfetlenince ervah
Fırkat deminde nâçâr diller bulur kuduret
Allah rahmet etsün ehli meârif idi.
Ahlâkı bir güzide bir merdi nik haslet
Tarihi fikr iderken geldi topun tebşir
Canân ilinde buldı Tevhid safayı vahdet"

Eserleri


1 — (Telhîsu’l-A’mâl): Amelî hendese, fenn-i mesaha, fenn-i tastîh, fenn-i istihkâm mes’elelerine dair olup 1245 (1830) de bu kitabı ikmal etmiştir. 1270 (1854) de basılmıştır. 

2 — (Mecmûatü'l-Ferâid ve Lübbü’s-Sevaid): Amelî hendese ve fenn-i mesaha (yüzölçümü)nden bahsetmektedir. Bu eserin özeti olmak üzere bir risalesi daha vardır. 

3 — (Mir’âtü’s-Semâ): Astronomiye âittir. 

4 — (Hıllu’l-As'ab fî Ted'îfi’l-Mik'ab): 

5 — (Nuhbetü'l-Hisab): Molla Cemşîd’in eserinden terceme edilmiş olup 1270 (1854) de basılmıştır. Kendi el yazısı ile yazılı (Flesabî) ile (Hendese)si Ragıp Paşa Kütübhanesindedir. (Osmanlı Müellifleri; cild-3, sh. 297)
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir