Uşak ili Banaz Dümenler Köyü

Uşak ili Banaz Kazası Dümenler Köyü hakkında ki tüm mevcut bilginin toplanması ve manzum bir metinde bir araya getirilmesini amaçlayan bu çalışmayı zevkle okuyacağınızı temenni ediyorum.

  • Dümenler Köyü İdari Taksimatı

Dümenler Köyü; Uşak ili Banaz kazasının Kütahya il sınırında Alaba,Hallaçlar,Bahadır ve Düzlüce köyleri ile çevrili şirin bir orman köyüdür.

  • Dümenler Köyü Coğrafi Konumu

Uşak Teknik Ziraat Müdürü Ragıp Tuncer Bey’in 21 Haziran 1961 tarihli Uşak Gürel Gazetesine hazırladığı”Köylerimizi Tanıyalım” makalesinde;

“Banaz kazasının 15 km kuzey doğusunda yer alan köyümüz, Murat Dağının Azkız Yaylası ve Eyerbeli Yaylasının eteğinde muhkim ormanlık ve sulak bir araziye sahiptir.Dümenler köyünün daha önce ; 2.5 km güneyde ve Banaz yolu üzerinde bulunan Aşı Çeşmesi muhitinde olduğu daha sonra sebebi bilinmeyen bir nedenle şu an ki yerine taşındığı rivayet olunmaktadır. Azmak ve Eyerbeli yaylalarında çıkan pınarlardan kaynağını alan Dümenler( Malakaya/ Çağlak ) deresi boyunca devam eden ormanlık alan zamanla tarla açmak amacıyla kesilmiş şimdi şiddetli yağışlarda köyü tehdit eden çorak tepeler kalmıştır.”

diye anlatır.

İnceleme alanındaki başlıca yükseltiler; Uğur Tepe (1665 m), Çakmak Tepe (1633 m), Karagür Tepe (1662 m), Evci Tepe (1566 m), Koz Tepe (1537 m), Karakaya Tepe (1500 m), Asarkaya Tepe (1460 m), İdecik Tepe (1430 m), Kamuran Tepe (1410 m), Efekli Tepe (1399 m), Keçiyatağı Tepe (1388 m), Taşınkıran Tepe (1377 m), Semerkaya Tepe (1350 m), Hasandede Tepe (1278 m), Çaldere Tepe (1228 m)‟dir.

  • Dümenler Köyü Arkeolojisi

Uşak Kültürel Değerler ve Yapı Envanterine göre; Dümenler Köyü’nün 1 Km batısında Karapınar Mevkiinde Roma Dönemine tarihlenen “Alia Antik Şehri” yer alır.

Dümenler Köyü; kendinden önce mevcut eski bir yerleşim alanının üzerine kurulmuştur. Köydeki çeşmede,meydanda ve binalarda yapı malzemesi olarak kullanılan antik parçalar görülür.

Dümenler Höyük

Dümenler Köyü’nün 800 m güneybatısında ki Dümenler Göleti kenarında Kayırçayır Mevkiinde yer alan Müze Kayıtlarında ve kültür envanterinde Dümenler Höyük olarak geçen 5 m yüksekliğinde ve 14.300 m2 alanı kaplayan bir höyük yer almaktadır.Burada yapılan yüzey araştırmalarında Geç Roma–Bizans ve İlk Tunç Çağına ait buluntular bulunmuştur. Gölet yapımında çıkarılan parçalar Uşak müzesine getirilmiştir.

Bu antik yerleşimin Roma İmparatorluğunun Hristiyanlık döneminde Phrygia Pacatiane Eyaletine bağlı bir piskoposluk merkezi olan Alia Antik Şehri olduğu tahmin edilmektedir.

Alia Antik Şehri’nin konumu konusunda arkeoloji literatüründe fikir birliği yoktur. Ancak Amerikalı antropolog ve dilbilimci David Heath French’in 1990 tarihli “Roma Yolları ve Miltaşları” isimli Türkiye çalışmasında ;

“Epigrafik açıdan oldukça ilginç sonuçlar elde edilmiştir. Bunlardan en önemlisi Uşak ili Banaz Kazası Çorum Köyün’de  bulunmuş olan bir yazıttır.Bu taş bir şehirden (hiç şüphesiz Alia) ve Clodius Celsinus isimli bir yöneticiden bahsetmektedir. Bu isimler daha önce Muğla yöresindeki miltaşlarından bildiğimiz isimlerdir.”

demektedir.

Alia kelimesi kökeninin;  Luvi dilinde ki “Aia/toprak”  veya Sümer dilinde ki veya “Aliya/Şafak tanrıçası” kelimelerinden alması muhtemeldir.

  • Alia/Aliana Antik Şehri : 1907 yılı (H.1325) Bursa(Hüdavendigar Vilayeti) salnamesine göre; ;Kütahya‘nın Emet ilçesi Kırgıl köyündedir.
  • Alia/Aliana Antik Şehri : Yunanistan’ın Mora coğrafi bölgesine dahil Argolis şehri yakınlarında antik dönem şehridir.
  • Alia Antik Şehri: İngiliz Arkeolog W.M.Ramsey‘in 1890 yılında yazmış olduğu “Anadolu Tarihi Coğrafyası” isimli eserine göre Uşak Merkez kazasına bağlı Kırka Köyündedir.
  • Allia Deresi: İtalya’da Roma yakınlarında Etruscan arkeolojik bölgesinde Tiber nehrine katılan Etrüsk dili kökenli Allia küçük bir deredir.

Alia Antik Şehri Sikkeleri

Dümenler Köyü’ne girişte köy mezarlığını geçince Geç Roma–Bizans dönemine ait etrafı taş dizili, üzeri pişmiş toprak plaka ve düz taş bloklarla kapatılmış nekropol alanı bulunmaktadır. (Ukdye, 2007: 71; Tablo-4).

  • Dümenler Köyü Toponomisi

Dümenler Köyü; Türkiye’de “Dümenler”isminde ki tek köydür. “Dümen “ kelimesi ;Latince olup “tēmō(at arabasının oku)” sözcüğünden Venedik diline “timón (gemi dümeni)” geçip oradan da  Osmanlıca’ya geçmiştir. Dümenler Köyünün denizle bir bağlantısının olmaması bu ismin değiştiğini veya dönüştüğünü akla getirmektedir.

  • Dümenler Köyü’ne ait Osmanlı Arşiv Evrakı
Kaldı ki 1908 yılında Erkanı Harbiye Umumiye Harita Şubesince yapılan haritada “Dumanlı Karyesi(Köyü)” ismiyle kaydedilmiştir.


Orta Asya Hun Devleti’nin bilinen ilk hükümdarı Teoman Han’ın ismi Çin kaynaklarında Tuman olarak geçer. Ayrıca Göktürk Devleti’nin kurucusu Bumin Kağan’ın ismi ise Oğuzname destanlarında “Tuman/Duman”olarak geçer. Gerçekte Eski Türkçe metinlerde Tuman/Duman kelimesi; günümüzde 10.000 kişilik askeri birliği betimleyen Tümen kelimesinin karşılığıdır.

1908 yılında Erkan-ı Harbiye Umumiye Harita Şubesince yapılan harita


1908 yılında Erkanı Harbiye Umumiye Harita Şubesince yapılan haritada şu an olmayan 2 köye dikkatinizi çekmek isterim;

 

  • Dümenler -Alaba-Bahadır Köyü arasında Bağyakası Köyü
  • Alaba-Bahadır Köyü arasında Haraba Köyü


Ayrıca 438 no’lu Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu defterinde gördüğümüz Uşak ve Banaz köylerinden Kara-Abdāl Zaviyesi ve Köyü yörede Kaba Sakal denilen muhit olsa gerektir.

Osmanlı dönemi 1457-1462 tarihleri arasını kapsayan Müsellem ve Piyâde Defterlerinde ; Banaz müsellemleri 7 köy ve 9 çiftlikte 44 nefer olarak kaydedilmiştir.

Bu defterde geçen Uşak Banaza Müsellem ve Piyâde köyleri;

  • Gâzi Köy: Günümüzde Kütahya-Uşak sınırında bulunan Dumlupınar Şehitliğinin kurulduğu Cafer Gazi Tekkesi’nin olduğu yerde bulunan terkedilmiş bir köy olsa gerektir.
  • Kozviran Köyü: Günümüzde Uşak İli Banaz ilçesi, Büyükortak Köyü, Kozviran Mahallesi
  • Gökkaya Köyü: Günümüzde Bahadır Köyü Asak Deresi Mevkii mevkiindeki Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan Uşak-Banaz Gökkaya Barajı ve Gürlek Köyü Gökkaya Pınarından çıkan Gökkaya Deresi isimlendirmesi tarihte 1457 yılı Müsellem ve Piyâde Defterlerinde gördüğümüz kayıp Gökkaya Köyünün Dümenler-Bahadır Gürlek arasında olduğu düşünülebilir.
  • Çukurviran Köyü: Günümüzde Kütahya’nın Gediz İlçesine bağlı bir köydür.
  • Çorumpınar Köyü: Günümüzde Uşak İli Banaz ilçesi Çorum Köyüdür.
  • Donlupınar Köyü:  Günümüzde Kütahya’nın Dumlupınar kazasıdır.
  • Kayıcuk Köyü: Günümüzde Uşak İli, Banaz ilçesi, Kaylı Köyüdür.


Görüldüğü üzere Dümenler veya Tumanlu Köyü’nün bu defterde kaydının bulunmamasının nedeni asker yetiştiren bir köy olarak değil ahi teşkilatına bağlı bir vakıf köyü olmasından olsa gerektir. Köy civarında yapılan kazılarda bulunan zift ve katran bulaşığı bulunan küpler gösterir ki, Katrancılıkla uğraşan bir ahi grubu olduğunu gösterir.

Bir zamanlar özellikle orman köylüsünün önemli bir geçim kaynağı olan katrancılık mesleği yok olmaya yüz tutmuş geleneksel mesleklerimizden sadece biri.


Eskiden araba lastiği yada ayakkabı yerine anadoluda sıkça rastladığımız Kara Lastik imalatında kullanılan Katran ahşap mimarinin de vazgeçilmezleri arasında idi. Ahşap malzeme ile yapılı binalarda direklerin çürümemesi için de üstüne katran sürülürdü. Katrana güve gelmez, ağaç daha uzun ömürlü olurdu.

  • Dümenler Ahi Baba Tekkesi
1908 tarihli bu haritada görüleceği üzere Dümenler-Halaçlar yolu üzerinde Dümenler/Dumanlı köyü doğusunda Halk dilinde “Ah Baba/Ağ Baba/Ahi Baba” isimlerle anılan kutsal bir mekan görülmektedir.

Güncel Dümenler Köyü ve çevresi

Kütahya Sancağı’na ait en eski tarihli vakıf ve mülk defteri olan Başbakanlık Osmanlı Arşivi Maliyeden Müdevver Defterler [MAD] tasnifinde bulunan 1512-13 tarihlerinde tanzim edilmiş II. Bâyezid dönemi 262 numaralı defterde ; Germiyanoğulları döneminde mevcut vakıf arazilerin çoğunlukla zaviye ve tekkeler için atik ve köhne deftere yapılan atıflar bulunmaktadır.

İşte bu defterde; Uşak merkezde bulunan Ahi Hoca Tekkesi Germiyanoğulları dönemi eski defterlere atıf yapılarak bu deftere kayıt edilmiştir. Kütahya Sancağı Selçuklu dönemden itibaren önemli Ahi Ocaklarının yurdu olmuştur. Denizli’deki Ahi Sinan Zaviyesi , Ahi Dumanoğlu Zaviyesi, Eğrigöz(Emet) nahiyesindeki Ahi Doğan Tekkesi ve Kütahya Merkez Ahi Mustafa Tekkesi bu ahi ocaklarının başta gelenleridir.

Ahiliğin kökenleri konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre Ahilik, Moğol baskınlarından dolayı 12. ve 13. yüzyıllarda, Türkistan, Buhara, Semerkand, Taşkent, Merv gibi Türk kentlerinden Horasan üzerinde Anadolu’ya gelen esnaf ve sanatkârlar tarafından kurulan bir meslek kuruluşudur.

Bazı araştırmacılar ise, Ahiliğin kökenlerini, Arabistan ve Bağdat’ta, İmamiye kolundan Abbasi Halifesi Nâsır Lidinillah tarafından kurumlaşan Fütüvvet teşkilâtına bağlamaktadırlar.

İmam Ali’ye göre Fütüvvet’in(Ahi) dört ilkesi;

– Güçlüyken affetmek,
– Sinirliyken yumuşaklık göstermek,
– Düşmanına bile iyilik etmek,
– Muhtaçken bile başkalarına vermek

Ibni Battuta,1329-30 tarihlerinde Anadolu’da yaptığı seyahatta, Alanya’dan başlıyarak Burdur, Gölhisar, Lâdik, Milâs, Konya, Niğde, Aksaray, Kayseri, Sivas, Gümüşhane, Erzincan, Erzurum, Tire, Manisa, Balıkesir, Bursa, Görele, Geyve, Yenice, Mudurnu, Bolu, Kastamonu, Sinop gibi kentleri dolaşırken, misafir kaldığı Ahi zaviyelerinde gördüğü ilgiyi ve Ahilerin üstün özelliklerini şöyle anlatmaktadır:

Ahi reisleri bir zaviye inşa edip içini halılar vesair eşya ile tefriş ederek, geceleri de zaviyede kandiller yakmaktadırlar. Ahi gençleri gündüzleri para kazanmak için çalışıp, ikindiden sonra kazandıklarını Ahi Babalarına teslim etmektedirler.

Şayet bulundukları şehre bir misafir gelirse, zaviyelerine derhal misafir ederlerdi. Bu alınan şeylerle o misafire ziyafet çekerler, o kimse gidene kadar, bunların misafiri olurdu. Eğer zaviyenin bir misafiri olmazsa yemeklerini yerler, sonra da zaviyede semahlar yaparlar, ikindiden sonra yine hepsi kazançlarını reise teslim ederlerdi.

Bunlara Fityan, reislerine de Ahi denilir. Dünyada bunlardan ziyade yüksek meziyetlere sahip insan görmedim. Şiraz ve İsfahan ahalisinin de bu hususlarda onlara benzerliği varsa da, ahilerin misafirlere muhabbet ve ikram ve şefkatlarını daha ziyade buldum.

Antalya’ya geldiğimin ikinci günü, Ahilerden biri Şeyh Şahabettin Hamevi’ye gelerek, onunla Türkçe konuştu. Ben o zamana kadar Türkçe duymamıştım. Gelen adamın üzerinde eski ve yamalı bir elbise ve başında keçeden külah vardı. Şeyh bana:

– Bu adamın bana dediğini biliyor musun? diye sordu.

– Bilmiyorum! diye cevap verdim.

– Sizi ve arkadaşlarınızı ziyafete davet ediyor, dediği zaman şaştım ve lâkin- evet! demiş bulundum.

Adam gitti, şeyhe dedim ki:


– Bu adam pek fakirdir. Bize bir ziyafet vermeğe kudreti yok zannederim, kendisini rahatsız etmek doğru değildir, deyince, Şeyh gülerek:


– Bu Ahilerin reislerinden, kundura dikicilerinden biridir; cömertlik ve ikramla ruhunun içi doludur. Sanatkârlardan iki yüz kadarı yoldaşı bunu reisliğe seçmiştir. Bunlar ziyafet vermek için bir zaviye inşa edip, gündüz kazandıklarıni gece sarfederler, cevabında bulundu.

Akşam birlikte zaviyeye gittik. Burası nefis Anadolu halılarıyle tefrif edilmiş. Irak camından yapılmış birçok avizelerle süslü idi. Misafir odasında beş adet pisus vardı. Pisus, bakırdan yapılmış bir çerağa verilen ad olup, üç ayağı ve başında bakırdan bir kandil, ortasında ise fitil için bir boru vardı. Bu fitil erimiş iç yağı ile doldurulmuştu, yanına da yağ ile doldurulmuş bakır bir avanı konulmuş, orada fitili düzeltmek için bir makas mevcuttu.

Ahilerden birisi bunu yakardı; buna çerağcı denilmektedir. Zaviyede gençlerden bir grup saf oldular. Arkalarında abadan bir elbise, ayaklarında mestleri vardı. Her birinin belinde bulunan kemerde iki karış uzunluğunda birer bıçak asılı idi. Başlarında softan beyaz bir külâh olup, bu külâhın tepesinde bir karış uzunluğunda ve iki parmak genişliğinde bir şerit mevcuttu.

Bunlar toplandıkları zaman, hepsi külâhlarını çıkarıp önlerine koydular. Zaviyenin ortasında misafirlere mahsus bir peyke bulunuyordu. Biraz sonra bizlere birçok yemekler ve meyva tatlılar ikram ettiler. Yemekten sonra şarkılar söyleyip semaha başladılar. Ahilerin bu halleri insanı hayrete sevketmektedir. Bilhassa cömertlik ve yüksek ruhları hakkındaki hayretim daha fazladır.”

Kaynaklar:

  • GERMİYANOĞULLARI TARİHİNE IŞIK TUTAN BİR KAYNAK: II. BÂYEZİD DÖNEMİNE AİT VAKIF VE MÜLK DEFTERİ TURAN GÖKÇE* ÖZER KÜPELİ**
  • XIX. YÜZYIL UŞAK PARA VAKIFLARI Havva Selcen YAŞAR
  • Tahrir Defterlerine Göre XVI. Yüzyılda Uşak Kazâsı Kır İskân Yerleri ve Nüfus /Turan Gökçe
  • Uşak Kazası’nda Mekânın Mülkî-İdarî-Askerî-Adlî-Ticarî Organizasyonu ve Mülkî Nahiyelerin Yönetimi (1870-1908) Biray ÇAKMAK
  • Uşak Para Vakıfları(1893-1923) Mustafa Alkan
  • Fatih Mehmed Devri Anadolu Vilâyeti Müsellem ve Piyâde Defterleri/ I. 1457 Tarihli Kütahya Müsellemleri Defteri/II. 1462 Tarihli Anadolu Vilâyeti Canbazları ile Karahisar-ı Sâhib Müsellemleri Defteri/ III. Fatih Devri Aydın Sancağı Piyâdegân Defteri–Ömer BIYIK
  • 19. Yüzyılda Banaz Kazası’nın Sosyo-Ekonomik Yapısı Güler Erdem Bay
  • BANAZ İLÇESİ AĞZI/YÜKSEK LİSANS TEZİ/ Ersan DÜLGER
  • 30 Eylül 1887 Banaz Depremi-Selahattin SATILMIŞ
  • Harun OY Uşak-Banaz İlk Tunç Çağı Araştırmaları 2015 Yılı Çalışmaları
  • Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi/Osman Turan
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir