Uşak Göğem Köyü Hakkında

Uşak ili Merkez köylerinden Göğem köyü konumu ; il merkezinin kuzey doğu istikametinde 15 km.mesafede Elma dağı kaynaklı Değirmen deresi kollarından Kocabağ deresi kıyısında , Elma Dağı’nın güneydoğusunda orman içinde küçük bir köydür.

Göğem Köyü Doğası

Köyün kuzeyinde “Göğem Göleti” bulunmaktadır. Köyün kuzey-kuzeybatısındaki tepeliklerde sık çam ormanları görülmektedir.

Ancak köyün eski yerleşimi kuzey yönünde ki “Eski Göğem” denilen muhitten ; belli olmayan bir tarihte günümüzdeki konumuna taşınmıştır.

Yunan Başkomutanı General Trikopis’i teslim alındığı köy olarak Kurtuluş Savaşı Tarihini işleyen metinlerde sıkça karşımıza çıkan bir köydür.

Göğem Zafer Anıtı
Anadolu’nun Kurtuluş Savaşı Yunan Başkomutanı General Trikopis’in Göğem Köyünde teslim olması ile son bulmuştur.Bu zaferi anmak amacıyla inşa edilen “Göğem Zafer Anıtı” bulunmaktadır.

Göğem köyünde Yunan Başkomutanı General Trikopis’i teslim alan komutan Albay Halit Akmansu’nun hatıratını kaleme alan yeğeni Dr. Ziya Göğem soyadını bu köyden almıştır.

Göğem isminin sözlük anlamı

Osmanlı Arşiv Kayıtlarında “کوکم “olarak yazılan köyün ismi “Güğüm/Göküm” olarak okumaya müsaittir. Bu yazım şekliyle Güğüm( کوکم) olarakta okunabilen kelime “bakır su kabı, bakraç” anlamına gelmektedir. Bu kelime Latince kökenli bir kelimedir.Latince”den Yunanca”ya ,Yunanca”dan Türkçe”ye geçmiştir.

Oysa günümüzde ki söyleniş şekliyle Göğem’in Osmanlıca yazımı “كوغم” şeklinde olmalıdır.
Eski Türkçe kök “gökyüzü” sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe ‘de ki “-kö “(kalkmak, yukarı olmak) fiilinden +ık son ekiyle türetilmiştir. Gök/Kök aynı zamanda bir şeyin Kökeni (çıkış noktası) demektir.

Göğermek/Gövermek/Göyermek ise yeşillenmek, filizlenmek anlamına gelir. Göke/Göğçe, Göğev/Güvez, Göğel/Gövel, Göğem/Gövem, Gövez/Güvez, Göğek/Gövek sözcükleri hep mâvi renkle alâkalı yan renkleri tanımlar. Anadolu ağızlarında yaşayan gök sözcüğü edebî kaynaklarda “mavi” anlamında kullanılsa da, yer adlarında daima “yeşil” anlamına gelir.
  1. Göğem( کوکم): (< Eski Türkçe- gök/Gökyüzü/Mavi +em/ilaç) birleşiminden oluşmuş “Şifalı Gökyüzü”
  2. “Türkiye Türkçesinde Bitki Adları” adlı çalışmasında Türk Filolojisi alanında ki çalışmalarıyla tanınan M. Fatih Alkayış’a göre ;Göğem( کوکم): (< Eski Türkçe- gök/Gökyüzü/Mavi +em/ilaç) birleşiminden oluşmuş “Şifalı Gökyüzü” anlamında bir kelime olduğunu öne sürer.
  3. Göğem( کوکم) ; ”Yeşile çalar mor renk
  4. Türkoloji Biliminin Duayenlerin den Uşak’lı Üstad Prof. Dr. Tuncer Gülensoy ‘a göre Göğem( کوکم) ; ”Yeşile çalar mor renk”tir.
  5. Göğem( کوکم)/Göğemik/Göğeğen/Göğen/Göğan kelimeleri “ Hayvanlara zarar veren gök renkli bir çeşit sinek ya da böcek
  6. Türk Dil Kurumu Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’nde Göğem( کوکم)/Göğemik/Göğeğen/Göğen/Göğan kelimeleri “ Hayvanlara zarar veren gök renkli bir çeşit sinek ya da böcek “ olarak anlamlandırılır.
  7. Halk Ağzında Göğem( کوکم) ; “Koyun,Keçi…gibi küçükbaş hayvanların İlkbaharda çayırda yeni çıkan taze ot(Çiftçiler bu otları hayvanlarının yemesini istemezler,zira otların % 90 ı suiçerdiğinden hayvanları ishal eder ve zayıflatır) yedikten sonra ki dışkısı”dır.
  8. Halk Ağzında Göğem( کوکم) ; Göğem sözcüğünün Çağatay Türkçesinden geldiği ileri sürülmektedir. Anadoluda ekşi olması yüzünden vişneye de güvem denir. Türkler ve Çinliler eriği çok eskiden beri tanımaktadır. Türkler ekşi ve küçük olan tüm eriklere Göğem eriği adım vermişlerdir.
  9. Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç olan gövem eriği; geyik dikeni ismiyle de bilinir. Yabani bir ağaççıktır. Genelde bağ arasında hendek kaşlarında, bakımsız yerlerde olur. Nohut büyüklüğünde mavimsi meyveleri vardır. Tadı kekremsi ekşidir. Çalısı çok dikenlidir. Battığında çok acıtır. Yarası geç iyileşir.
  10. Göğem( کوکم) Eriğinden:Evliya Çelebi’ nin 1630 yılında başlayıp 50 yıl boyunca Osmanlı’nın bütün topraklarını arşınlayarak oluşturduğu Seyahatname’sinde ;
  • Macaristan ve Almanya üzerine olan 6.cildinde; Macaristan’ın Temeşvar-Lugoj kalesi arasında yer alan 300 haneli bir köyü olan Sersek ‘ten bahseder iken; “Burada bulunan erik büyüklüğünde ki göğem başka yerde yoktur”
  • Edirne, Sofya Romanya üzerine olan 3.cildinde; “ Romanya’nın Dobruca şehri kuzeyinde ki Göğem köyünden bahseder iken “ Gerçekten de erik kadar göğemi olur. Ayrıca Sofya yakınlarında Vitoş Dağı yaylaklarında yetişen göğem eriği vardır.
  • Gürcistan üzerine yapılan Gönye kalesi kuşatması üzerine olan 2.cildinde; ” Herkes elinde birer demet çalı, birer torba tezek, birer demet lazut darısı, göğem çalısı ve pasta darısı sapı demetleriyle gelip, kalenin dört tarafına demetleri yığdılar.” Göğem eriğinden diyerek bahseder.

Gögem( کوکم) isimlendirmesiyle anılan yerleşim yerleri;

Osmanlı coğrafyasında yerleşim isimlendirmesinde Göğem( کوکم ) isminin kullanıldığı;
  1. Bozok(Yozgat) şehri Sorgun kazası Yılancalı köyü Göğem höyüğü mezrası( Burada Beğdili Boyu/Selmanlu Aşireti/Uzunlu Cemaati’nin iskan edilmiştir.)
  2. Giresun merkez köylerinden Göğem Karakeçiler karyesi
  3. Denizli Buldan ilçesine bağlı Kaş Yenice Nahiyesi Göğer mezrası
  4. Kütahya sancağı Uşak kazası Merkez nahiyesi Göğem karyesi

Orta Asya’dan Anadolu’ya Göğem köyünün kurucu unsuru olan Göğer Aşireti;

Yer adları, yerleşme (iskan) tarihi açısından, hem tarihçi, hem de dil bilimciler için, gerçekten bir yol göstericidir .

Uşak Üniversitesi Tarih Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Mehmet Yıldırım’ın “Uşak İli ve İlçeleri Yerleşim Yeri Adları (Orun)’nın Yapı ve Köken Bakımından İncelenmesi”isimli çalışmasında ; “Yaptığımız araştırmalarda bu köyün ismi köyün kurucusu Gögem Dede’den gelmektedir. “diye zikretsede gerçeklik değeri yoktur.

1530 tarihli Muhasebe-ı Vilayet-i Anadolu Defterine göre kendilerini Akkoyunlu yörükleri olarak tanımlayan ,Uşak’ta 100 den fazla köyü olan 19 cemaatten birisi de; Veled-i Levgerler(Göğer) /Levgeroğulları namı diğer Göğer Cemaatidir.

Göğem köyünün kurucu unsurunun Veled-i Levgerler(Göğer) /Levgeroğulları namı diğer Göğer Cemaati olduğunu düşünmekteyim.

Levger kelimesi anlam itibari ile ; *-lev (kaldırmak) >- Ger (hava, gökyüzü) manasına gelmektedir. Orta Asya Arkeolojisi hakkında yaptığı çalışmalarla tanınan İngiliz Arkeolog Charles Higham’ın “ Eski Asya Medeniyetleri Ansiklopedisi”nde Ortaasya’da Ceyhun nehrinin yukarı havzasında ki Karluk Türkleri hakimiyetinde ki Toharistan bölgesinde bulunan bugün mevcut olmayan Merverruz şehrine bağlı Murgap Nehri kıyısında bulunan Levker/Levger köyünden bahsedilmektedir.

Muhtemeldir ki ; Uşak yöresinde 1530 yıllarında rastladığımız Veled-i Levgerler(Göğer) ismiyle anılan bu topluluk Orta Asya bölgesinin Merv kenti civarında bulunan Merverruz şehri Levker köyü civarından Moğol işgali nedeniyle göç etmişlerdir.

Türk dünyasının değerli bilim adamlarından Prof. Dr. Soltanşa Atanıyazov’un “ Türkmenin Soy Ağacı “isimli eserinde Orta Asya’da ki Türkmen/Oğuz Boyları arasında zikrettiği Kanglı Soyundan Arabaçı Boyu na bağlı Göğem( کوکم) aşireti “Gara-Götürgeçili-Esensakav-Keçisığmaz”cemaatlerinden oluşmaktadır.

Kanglı Soyunun Arabaçı Boyu na bağlı Garluk aşireti ise Uşak Karlık köyünü kuran kurucu unsur olsa gerektir.

Muhtemelen XVI. asırda Balkan – Mangışlak dolaylarında boy olma derecesine ulaşan bu küçük topluluk, günümüzde Lebap vilâyetine bağlı Danev ilçesinin Baragız, Kelleayak, Zergömen, Arakı obalarından başka Buhara ve Marı vilâyetlerinde ve Karakalpakistan’ın bazı obalarında yaşamaktadır. Arabaçı boyu hakkında bilgi veren kaynaklar, onları kadîm Türkler’in “Kanglı” boyunun nesilleri olarak kabul etmektedirler .

Bazı tarihçilere göre de Kıpçak, Kanglı, Kimek ve Kun gibi kabileler geniş anlamda Kıpçak zümresinin ayrı şubelerinden ibarettir. Kangal köpeklerinin Orta Asya’dan göç eden Kanglı boyu tarafından getirildiği yönündedir. Boyun ismi zamanla Kang ‘tan Kangar’a dönüşür. Sümerlerin de kendilerini Kienkir (Kangar) olarak adlandırdığını, Kangar isminin Boşnakların en eski ismi olduğunu belirtilmektedir.

En eski yurtları olan Kuzey Çin bölgesini Cengiz Han 1204 yılında işgal etmiş Kaglı milletini ordusuna asker ederek batı seferleri için sevk etmiştir. Anadolu’ya gelişleri bu tarihlerde olmuştur.

Veled-i Levgerler(Göğer) /Levgeroğulları namı diğer Göğer Cemaati ; bölgede Moğol sonrası kurulan Akkoyunlu devletine bağlanmış, 1473 yılında Akkoyunlu ordusunu yenen Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından Batı Anadolu bölgesine yerleştirilmişlerdir.

Osmanlı Arşiv Kayıtlarında Kütahya sancağı Uşak kazası Merkez nahiyesi Gögem karyesi;
  • 1582-1583 yılları arasını gösterir müsellem tahrir defterinde Göğem köyünde Osmanlı kara ordusunun piyade sınıfının istihkam sınıfını oluşturan “ Yaya Müsellem Ocağı(çiftliği)” bulunmaktadır. Deftere göre köyde 4 Yaya Müsellem Ocağı(çiftliği) bulunmaktadır; 150 dönümlük Şeyh Zekeriyâ çiftliği,60 dönümlük Yahya çiftliği,180 dönümlük İbrahim çiftliği,170 dönümlük Arslan çiftliği
  • Mücedded Anadolu Defteri, 603-182/380 numaralı evrakta ; 08.04.1898 yılında “Göğem Köyü Mescidi” nin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faaliyet gösteren yeni kurulmadığı varlığının önceden geldiği(kain) notu düşülmüş ,başkanlığını “Mısırlızade Ali oğlu Murat”ın yaptığı 1000 kuruş bütçeli bir vakıf kaydı vardır.
  • Mücedded Anadolu Defteri , 607-237/354 numaralı evrakta ; 21.06.1898 yılında “Göğem Köyü Camii” nin tamiri amacıyla oluşturulmuş ,başkanlığını “Temur/Demiroğlu Hacı Yusuf oğlu Osman”ın yaptığı 1000 kuruş bütçeli bir vakıf kaydı vardır.
  • 1530 yılında düzenlenmiş 438 no.lu Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu defterinde Uşak kazasına bağlı Göğem köyü ve ona tabii 2 çiftlik( Hacı çiftliği ve Şeyh Hasan çiftliği) bulunur.
  • 1897 yılı Hüdavendigar Vilayeti Salnamesinde Göğem maa Kıptiyan(Göğem birlikte Roman cemaatı) ifadesi ile köye Roman milletine mensup bir grubun iskan edildiği anlaşılmaktadır.

Göğem Köyü’nün Erenleri;

  • Saru Baba Türbesi: Köyün doğu yönündeki ormanlık alanın içinde “Saru Baba Türbesi “namıyla bilinen yerde bir ulu zat medfundur. Türbenin kitabesi vardır; “Uşşak kazası Gögem karyesinde Sarı Baba türbesini Kurt Mollaoğlu Kurt Bektaş Ağa inşa eylemiştir-1864”diye yazmaktadır.Yapılış kitabesi mi? veya tamir kitabesi mi? olduğu bilinmemektedir. Uşak kazası Akse çamlığı muhitinde yatırı bulunan Kurt Baba ile bağı olduğu düşünülebilir.

Osmanlı Arşivinde 1522 yılına ait 876 numaralı Hüdâvendigar defterinde Karye-i Gögem(Göğem Köyü): Selçuklu döneminden kalma defter-i köhne(eski defterler) de geliri Seyid Mahmud zaviyesine kaydolunmuş bir vakıf köyü olduğu yazar. ( Kolonizatör Türk Dervişleri / Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan )

Evrakın orjinal metninde;
”Vakıfdır, Seyid Mahmud zaviyesine deyû kayd olunmuş der (defteri köhne). Elhalet-ü hâzihî karye-i mezbûrenin mahsulat-ı şer’iyesi zâviye-i mezbureye vakf olıp dîvânisi tımar tarikiyle tasarruf olunır deyû kaydolunmuş der (defter-i köhne).Hâliyâ mezkûr Seyid Mahmud evlâdından Veli şeyh mutasarrıfdır bemucep-i berât-ı sultanî “
olarak kayda geçmiştir.

Evrakta kastolunan ;Osmanlı devletinin Göğem köyünden alacağı vergi gelirini ,Uşak’ın Karahallı İlçesi Paşalar köyünde bulunan kurucusu Seyyid Şeyh Mahmud Paşa olan “Paşam Sultan/Paşa Dede Zaviyesi” ne vakf ettiğini anlatır.

  • Sarıkız Türbesi
  • Muhacır/Macır Dede Türbesi
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir