Türk Kütüphanecilik Duayeni Uşaklı Sıtkı Tekeli

Sıtkı Tekeli ; babası İbradılı Kadı Ahmet Ata Efendi’nin Uşak Kadılığı görevi esnasında 1895 yılında Uşak‘ta doğan Cumhuriyet sonrası Antalya’da kurulan ilk kütüphanenin kurucusudur.

Kütüphaneciliğin Duayeni Uşaklı Sıtkı TekeliKütüphaneciliğin Duayeni Uşaklı Sıtkı Tekeli

Genelde ismi Sıtkı olarak bilinsede kimlik kayıtlarında Sıdkı olarak geçmektedir. Aslen İbradı ‘ lıdır ve Osmanlı döneminde Antalya’nın İbradı Kazası Kadılar Diyarı(Osmanlı Tarihinde yaklaşık 100 kadı ve 3 şeyhülislam çıkmıştır)olarak anılmaktadır.

Sıtkı Tekeli mülkiye mezunu olup Ticaret ve Ziraat Nezaretinde mühim memuriyetler almıştır. Yeni kurulan Cumhuriyetin eğitim sahasında yetkinleşmesi için mücadele ederek özel okul açmış ve sonrasında hayatını kitaplara,yayıncılığa,kütüphaneciliğe vakfedilmiş bir hayat hikayesi vardır.

Antalya’nın Cumhuriyet sonrası kurulan ilk kütüphanesi ve Sıtkı Tekeli

Cumhuriyet sonrası Antalya’da kurulan ilk kütüphane, Tekeli Halk Kütüphanesi’dir. Kütüphanenin kurucusu ve ilk müdürü olan Sıtkı Tekeli 1924’ten 1960’a kadar kütüphane müdürü olarak görevini kesintisiz 36 yıl sürdürmüş ve Antalya’da kütüphaneciliğe büyük emekleri geçmiştir.

Antalya’da bilinen en eski kütüphane 1797’de Teke Mütesellimi Kapıcıbaşı Hacı Mehmet Ağa tarafından kurulan Tekelioğlu Kütüphanesi’dir. Kütüphane, I. Dünya Savaşı yıllarında kendi kaderine terkedilmişti. Antalya Müzesi kurucusu Süleyman Fikri Erten tarafından müze için yazma kitaplar toplattırılmaya girişildiğinde, bakımsız bir halde bulunan Tekelioğlu Kütüphanesi’ndeki kitaplar 1924’te müzeye devredilmişti. Bu kitaplara Maarif Müdürü Şahap Bey ve Sıtkı TEKELİ’nin topladığı eserler eklendi.

Sıtkı Tekeli ve İsmet İnönü

Cumhuriyet sonrası Antalya’da kurulan ilk kütüphane, 1924 yılında Maarif Müdürü Şahap Bey’in teşebbüsleri ve Sıtkı TEKELİ’nin çalışmalarıyla kurulmuş oldu.Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Antalya’da Teke Sancağı’ndan kalan yazma ve arap harfli basma eserleri, Müsellim Camii’nde toplayarak muhafaza etmiş 1924 yılında iskelede ki gümrük binasında kütüphane haline gelmesine öncülük etmiştir.

Tekelioğlu Kütüphanesi kitaplarının bu yeni kütüphaneye devredilmesi ve yeni kütüphanenin Müsellim Camisi bahçesindeki binasından ayrı bir yerde kurulması ile birlikte bir vakıf Kütüphanesi olan Tekelioğlu Kütüphanesinin mevcudiyeti sona ermiş ise de tarihî kütüphanenin adı yaşatılmak istenerek bu yeni kütüphaneye Tekelioğlu Kütüphanesi denilmiştir.

Kütüphane, 1924’ten 1956 yılına kadar çeşitli binalarda faaliyet göstermiş, 1956 yılında Elhamra Sineması olarak bilinen binaya taşınmıştır. Kütüphane 1985 yılında Belediyeye ait Atatürk Kütüphanesi binasına taşınmıştır. 1993 Yılından itibaren mevcut binamızda hizmet verilmeye başlanmış olup, halen aynı binada hizmet verilmeye devam edilmektedir.

Sıtkı Tekeli’nin Şahsiyeti

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Talebelerinden Abdülkadir Badıllı tarafından 1990 yılında Timaş Yaınlarından çıkan “Bediüzzaman Said-i Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayatı,1.Cilt” isimli eserde, Türkiye’nin Sait Nursi’nin avukatı olarak tanıdığı Gültekin Sarıgül hatıralarından nakille Sıtkı Tekeli’ yi hayırla yad eder:

1956’da liseden mezun olunca Ankara Hukuk Fakültesine yazıldım. Fakat devam mecburiyeti olmadığı için genellikle Antalya’da bulunurdum.O zamanlar Antalya’da şimdiki Merkez Bankası binasının bulunduğu yerde bir halk kütüphanesi vardı. Tek katlı güzel bir bina idi. Kütüphanenin müdavimleri arasındaydım. kütüphanenin müdürü bulunan, Abdülhamid Hazretleri maarifinde yetişme ve kendisine ‘Üstad’ diye hitap ettiğimiz Sıdkı Tekeli isminde bir zat-ı muhterem vardı. Bastonla gezen ufak-tefek, bir adamdı. Kendisinden zaman zaman bazı meseleleri sorar ve mâlumatından istifade ederdik.Abdülhamid Han zamanında mülkiyeyi bitirmiş, üç lisan bilirdi. Arapça, Farsça, Fransızca… “Ayaklı kütüphane” denilirdi kendisine. Ben arada sırada gider kendisine bazı sorular sorardım. Gayet tatminkâr cevaplar verirdi. Biz ona “Sıtkı Üstad” derdik.

Bediüzzaman Said-i Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayatı,1.Cilt-Abdülkadir Badıllı

Sıtkı Tekeli’nin Yayıncılık Hayatı

Edebiyat ve fikir dergisi olan “Çağlayan” 10 Aralık 1935’de yayın hayatına başlamıştır. Derginin kurucusu ve yayın müdürü Tekelioğlu Kütüphanesi müdürü Sıtkı Tekeli idi. Toplam 35 sayı çıkan dergi, ayda bir kez okuyucularıyla buluşmaktaydı.Dergide yer alan yazılar; Cumhuriyet edebiyatı yaratma, yapılan devrimleri halka benimsetme, Antalya’nın kültürel hayatına katkıda bulunma çerçevesindeydi. Derginin Halkevi ile organik bir bağı bulunmamasına karşın yukarıda bahsedilen yayın ilkeleri ile Halkevi ilân ve haberleri nedeniyle Antalya Halkevi güdümünde bir dergi olduğu görüntüsü vermiştir.(Cumhuriyetin İlk Yıllarında Antalya Şehrinde Eğitim (1923-1950)-Muzaffer Deniz-Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü)

Antalya’da “Şelale Gazetesi” 8 Ocak 1947 tarihinde yazı işleri müdürü Sıtkı Tekeli idaresinde yayın hayatına başlar.Gazetenin sahibi Sadri Tunca’dır.Turan Basımevinde basılan Şelale Gazetesi’nin idare yeri, be­ lediye civarında ki 7 numaralı işyeridir.Şelale Gazetesi 1990’11 yıllarda yayın hayatına son vermiştir. (Antalya'da Basın Hayatı (1920-1949)-Ali Rıza Gönüllü)

Şelale Gazetesinin ilk sayısında, “Niçin çıkıyoruz” köşesinde, Sıtkı Te­keli gazetenin yayınlanma gayesi üzerinde durmakta ve şöyle demektedir:

Şelale de, memleketin mühim bir ihtiyacını karşılamak maksadı ile, meyda­na gelmiştir. Çıkarılmasında rastlanan güçlükleri yenmekle beraber, henüz çıkmış olan bir gazete de arzu olunan tekamül yer bulmuş değildir. Fakat halkımızın rağbetine mazhar oldukça eksiklerin giderileceğini ummaktayız.

Gazete kültürel muhitlerde doğar ve yaşar. Her yerde gazete çıkarma­ nın imkanı bulunmaz. İmkan bulmuş muhitlerin muvaffakiyet sebeplerini incelersek, içtimai seviyelerindeki gelişmenin fiili bir neticesi olduğunu görürüz. Bundan da gazetelerin muhitlerinin içtimai ve diğer sahadaki in­ kişaf derecelerim izah eden, gösteren yeter bir ölçü olduğunu anlıyoruz.
Antalya ili bu vasıfları çoktan kazanmış olmasına karşı, şimdiye kadar okuma ihtiyacına cevap verecek, fikri-içtimai bir gazeteye sahip bulunma­ mış olmasından, memleket kültürüne acıklı bir nazarla bakmak gerekir.


Bunu memleket hesabına da nakise sayarım. Bu durum bizi üzdüğü kadar, hassas memleket gençliği de kaygıya düşürmüştür. Çok zaman bu gençle­ rin hasbıhalleri sırasında, Antalya’da kültüre hizmet eden bir gazetenin çı- kartılmamasından şikayetçi olduklarını anladım. Kalem erbabına sütunla­ rını açarak, temiz duygularına makes olacak bir gazeteye susamış olduk­ larına şahit oldukça, derin teessür duyuyorum.


Memleket gençleri gazetenin kıymetini, faidesini ve büyük rolünü anla­ mış ve bilmişledir. Şelale gazetesi, gençliğin bu haklı arzu ve isteklerini he­ def tutarak kudret ve vüsati nispetinde yerine getirmeye çalışacaktır. Bu gayeye erişmek için meydana atılmıştır

Şelale Gazetesi, Sayı 1, Antalya-8 Ocak 1947, s.1-2.
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir