Selçuklu Hanedanı’ nın Şeceresi

Selçuklu Hanedanı; Dünya Tarihine damgasını vurmuş Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletlerinin kurucusu olan ve dahi Osmanlı Devletine zemin kazandırmış önemli bir ailedir.

Anadolu’ yu ve özelde Uşak Şehrini Türk -İslam Yurdu haline getiren askeri ve sivil yapı, Selçuklu Hanedanının başını çektiği fetihler ile başlamıştır.

Selçuklu Hanedanı; tarih sahnesine çıktıkları 11. yüzyılın ortalarından itibaren, yaklaşık bir asır içinde İslam coğrafyasının tamamına yakınını kendi idareleri altında birleştirerek, bu asrın bir “Türk Asrı” olmasını sağladılar.

Selçuklu Hanedanının Şeceresi hakkında ; Oğuz Taifesi’nin Kınık Boyuna mensubiyetleri hususunda görüş birliği vardır.

Selçuklu Hanedanının Şeceresi hakkında; tarihi dokümanlar Oğuz geleneğine işaret etse de, geç dönem kaynaklarda Selçuklu Hanedanı’ nı Afrasiyab’ a bağlayan şecereler bulunmaktadır.

Selçuklu Hanedanının Şeceresini bağladığı Afrasiyab yani Alp Er Tunga'yı gösteren bir savaş minyatürü
Afrasiyab yani Alp Er Tunga' yı gösteren bir savaş minyatürü

Selçuklu Hanedanının Şeceresi

Selçuklu ailesinin atası ve isim babası olan Selçuk Bey idi.

Onun babası Dukak Bey , dedesi Ertuğrul, dedesinin babası Lokman , dedesinin dedesi Toksurmuş İlçi olup Selçuklu Hanedanı’nın ilk ceddi “Keraküçi Hoca” ya dayanıyordu.

Keraküçi kelimesi; Kaşgarlı tarafından ‚Türkmen çadırı olarak açıklanan ‚keregü’ den yola çıkılarak ‚çadır ustası‛ şeklinde tercüme edilir.

Türk Tarihçiliğinin başında gelen Zeki Velidi Togan bu şecereyi Osmanlı Saray Tarihçilerinden Seyyid Lokman’dan rivayetle şöyle aktarır:

“Togrul bin Mikâ’il bin Selçuk bin Dukak bin Ertoğrul (Etrek) bin Lukman bin Toksurmuş İlçi bin Keraküçi Hoca”

Kanuni Sultan Süleyman dönemi tarihçisi Seyyid Lokman’ın İcmâl-i Ahvâl-i Âl-i Selçuk ber mûcib-i nakl-i Oğuznâme isimli eseri

Selçuklu Oğuzları Hakkında

Selçuklu Hanedanı; Türk kavminin Oğuz Boyu Kınık Aşiretine tabidir.Oğuz Boyu hakkında en erken tarihli bilgi Batı Göktürk Devleti dönemine dayanır.

Oğuz boyunun adı VI. yüzyıldan itibaren Yenisey, VIII. yüzyılda Orhun yazıtlarında geçmektedir. VI. yüzyıldan itibaren Göktürk Hakanlığı’n da toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı 630’da başlayan fetret devresinde, kendi aralarında birlik kurarak Tula-Selenge ırmakları bölgesinde Dokuz Oğuz Kağanlığı’ nı meydana getirmişlerdi

SELÇUKLU DEVLETİ’NİN KURULUŞUNDA OĞUZLAR VE OĞUZ BEYLERİ-SEDA ALBAYRAK

Buradan göç edip İdil Nehri boyunca edindikleri yurt “Oğuz Yabgu Devleti”ne dönüşür.

Tarihte Yahudiliği seçmiş ilk ve tek Türk Devleti olan Hazar Devleti’nin hakimiyet sahasıdır. Ruslarla ittifak halinde Miladi 940 yıllarında “Hazar Türk Devleti”nin yıkılışında önemli rol oynarlar.

İddia edilir ki; Selçuk Bey’in babası Oğuz Yabgu Devleti Komutanlarından Dukak; Hazar Türkleri üzerine yapılacak sefere itiraz ettiği için Oğuz Hanı Emir Yakak ile arası bozulmuştur. Muhalefet edilen şey bir Türk ülkesine saldırıdır.

Selçuk Bey’in çocuklarına verdiği isimlerin Yunus, Mikail, İsrail, Yusuf ve Musa olmasından hareketle onunda Yahudi olduğu iddia edilmiştir.

Selçuk Bey Oğulları

Selçuklu Hanedanı atası Selçuk Bey’in kaynaklarda belirtilen dört oğlu şöyledir;

  • Mikail Bey (oğulları Tuğrul ve Çağrı Beyler Büyük Selçuklu Devleti’ ni kuracaklardır)
  • İsrail Arslan Yabgu (torunu Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anadolu Selçuklu Devleti’ ni kuracaktır)
  • Musa İnanç Yabgu
  • Yusuf Yınal Bey 

Selçuk Bey’in vefatı sonrası Türk adeti üzere oğullar ,torunlar ve kendilerine bağlı Türkmen boyları, kuvvetleri aralarında taksim etmişlerdi.

Fakat başlarında Yabgu olarak İsrail Arslan bulunuyordu.

Selçuklu Ailesi Hun Hanedanından

Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu Tuğrul Bey, Abbasi Halifesine yazdığı mektupta nesebini Hun hükümdarlarına dayandırmaktadır;

Ben Arap saltanatının başında bulunan zatın vekiliyim. Hakim olduğum bütün ülkelerde halifenin adını ilan ettim. Ahaliyi
seleflerim olan Mahmud ve Mesud’ un valilerinin zulmünden kurtardım.

Ben de herhangi bir suretle seleflerimin madunu değilim. Onlar Halife’ nin bir takım ülkeleri idare eden köleleri idiler. Ben ise hür insanların evladıyım ve Hunların kral hanedanına mensubum.

Bundan başka seleflerim derecesinde saygı görmekle beraber bana yapılacak hizmetlerin ve beni ayırt eden meziyetlerin onlardan üstün olacağını sanıyorum.

Abu’l Farac Tarihi: Abû’l-Farac, Gregory Bar Hebraeus (1999), Abû’l-Farac Tarihi, C. I, (çev. Ömer Rıza Doğrul), Ankara: TTK Yay

Selçuklular İskit Hükümdarı Afrâsiyâb’ın Neslinden mi?

Selçuklu Hanedanı’ nın Afrasiyab’ ı kendi soy kütüklerinin başına eklemesi hadisesi birinci el kaynaklardan açık bir şekilde tespit edilmektedir.

Selçukluların ünlü veziri Nizam-ül mülk Selçuklu Hanedanının kökeni hakkında şöyle der;

Soy olarak Afrasiyab’a ulaşan hanedanı nedeniyle onu diğer padişahlarda bulunmayan kerametler ve ululuklar sahibi yapar.

TURAN, Osman (2003), Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti, İstanbul: Ötüken Yay.

Aynı iddia; Osmanlı Padişahı II. Murad’ın isteği üzerine Oğuz efsaneleri olan Oğuznamelerden yararlanılarak Selçuklu Tarihi yazan Yazıcıoğlu Ali ve nice yazar tarafından tekrarlanır:

Türkistan iklimlerinde baş gösteren fetreti ortadan kaldırmak üzere, bahadır, tedbirli ve uğurlu Kınık uyruğundan Lokman Han’ ı hükümdar yaptılar.

Çünkü o, hanlık etmiş kişilerin soyundandır. Ve ailesi ana tarafından Afrasiyab’ a ulaşır.

KAFESOĞLU, İbrahim (1955), Selçuklu Ailesinin Menşei Hakkında, İstanbul: Osman Yalçın Matbaası.

Türk Devlet Geleneğinin Devamlılığı

Türklerin kendilerinden saydığı ve İran coğrafyasına hükmetmiş bir hanedan olan Afrasiyab neslinin Selçuklular arasında kabul görmesi pek de şaşılacak bir husus değildir. Afrasiyab; Türkler arasında Alp Er Tonga olarak bilinen İranlıların ise Afrasiyab dedikleri efsanevi Türk hakanına verilen bir isimdir.

Selçuklu Hanedanı Hun hükümdarları neslinden olduklarını dahi iddia etmişlerdir.

Bu husus bize aslında çok değerli bir bilgi vermektedir. 2500 yıllık bir tarihi geçmişe sahip Türklerin asırlarca emek vererek meydana getirdikleri köklü devlet geleneği, ta Hunlardan bu yana kesintisiz bir biçimde bir sonrakine aktarılmıştır.

Müellifi Ömer Aşçı

© Copyright www.usaktayiz.com tüm hakları saklıdır. Kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları www.usaktayiz.com.tr‘a aittir.

www.usaktayiz.com sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa telif hakları korunmaktadır. Bunlar www.usaktayiz.com ‘un yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz.

İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz. www.usaktayiz.com ‘daki harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

www.usaktayiz.com ‘da hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir. Bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir