Montanizm Mezhebinin En Meşhur Kişisi Tertullian

Uşak Merkezli Hristiyanlığın Montanizm Mezhebinin en meşhur takipçisi Ms.155-220 arasında yaşamış Latin İlahiyatının Kurucusu Kartacalı Kilise Babası Tertullianus Quintus Septimius Florens Tertullianus yada kısaca Tertullian‘tur.

Tertullian’ın Avrupa ve Hristiyan Tarihindeki Yeri

Tertullian

Tertullian;Roma Hukukunun ve Avrupa Hristiyan İlahiyatının latince kurucu metinlerini yazmış bir Kilise Babası ve Montanizm Mezhebinin en etkili ve ateşli savunucusu olan önemli bir Hristiyan düşünürüdür.

Uşak’tan 3 kıtaya dağılan bu Hristiyanlığın ilk dönem mezheplerinden Montanizmin en güçlü savunucusu Tertullian Batı Medeniyetine yön veren İsimlerden olmuştur.

Montanizm Ms.135 tarihinde ortaya çıkışından yirmi yıl sonra misyonerler vasıtasıyla merkez kabul ettiği Uşak-Karayakuplu Köyünde bulunan Pepuza Şehrinden Roma, Galya, Lyon ve kısa bir süre sonra da Kuzey Afrika’ya yayılmıştı.

Hristiyanlığın ilk dönem mezheplerinden Montanizm hakkında ayrıntılı bilgi için “Uşak’tan Üç Kıtaya Yayılan Hristiyan Mezhebi Montanizm” isimli yazımı okumak için altı çizili bölüme tıklayınız.

Onunla Montanizm artık cahil bir köylü hareketi olmaktan çıkmış ve kilisenin karşısında güçlü bir konuma yükselmiştir. Onun Montanizm Mezhebine girmesiyle hem en ateşli ve etkili ismini bulmuş hem de sayesinde felsefi ve teolojik altyapısını sistematize etmeyi başarmıştır.Montanizm’le ilgili verilen bilgilerin muhalif olmayan en önemli kaynağı Tertullian’dır. Montanizm Mezhebi Kuralları hakkında ki savunmalarını ,Evrensel Kilise olduğu iddiasında ki Roma Katolik Kilisesinden Papa Eleutherius tarafından Ms.177 yılında sapkın olarak ilan edildikten sonra yapmıştır.Tertullian; Hıristiyan dünyası üzerinde saygınlığı olan, kilisece kabul gören, eserleri dikkatle okunan ve fikirlerinden de günümüzde bile yararlanılan bir kilise babasıdır.

Kartaca’da Tertullianus’un Doğduğu Yıllarda Dini Yapı

Tertullianus; Montanizm Mezhebinin ortaya çıktığı Ms.135 yılından yaklaşık 25 yıl sonra bu gün Kuzey Afrika’da Tunus Devleti sınırları içinde kalan Kartaca Şehrinde bir Roma Komutanının oğlu olarak Ms.160 yılında doğdu.

Latin İlahiyatının Kurucusu Kartacalı Kilise Babası Tertullianus
Latin İlahiyatının Kurucusu Kartacalı Kilise Babası Tertullianus Quintus Septimius Florens Tertullianus yada kısaca Tertullian

Kuzey Afrika’da Hıristiyanlığın ilk dönemlerdeki yayılışı hakkında bir bilgi olmasa da Tertullianus doğduğu yıllarda güçlü bir cemaat durumundaydılar. Her zaman Roma yönetimine muhalif bir tavır sergileyen bölge halkı Roma paganizmine karşı Hıristiyanlığı tercih etmişti.

Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlığın seyri 64-313 yılları arası Hıristiyan Tanrısı ile Roma Tanrıları arasındaki müthiş mücade baskı,zulüm ve katliamlarla seyretti.

Kartaca toplumu Hristiyan olmadan önce pagan(çok tanrılı) yapıda Bereket Tanrıçası Baal-Hammon önderliğinde ki tanrılara inanıyordu. Roma İmparatorluğu Kartaca’yı işgal ettikten sonra Kartacalıların Bereket Tanrıçası Baal-Hammon ile Yunan mitolojisinde Kronos, Roma’da ise Saturn özdeşleşerek tapınılmaya devam etmişti. Bütün bu tanrıların ortak yönü kendine inananlara vaad ettikleri bir Altın Çağ/Dünya Cenneti idi. Tertullianus ise Hristiyan olduktan sonra Altın Çağ vaad eden Montanizm Mezhebinin savunucusu olmuştu. Bunun alt yapısında Kartaca’nın pagan tanrıları etkili oldu.

Kuzey Afrika Hıristiyanlık geleneği Tertullian(Ms.160-220) ve Cyprian(Ms. 200–258)’a dayanmaktadır. Birincisi montanist, ikincisi ise vaftiz hakkındaki görüşlerinden dolayı Roma ile ters düşmüş kilise babalarıydı.

İkinci yüzyılda genelde Hristiyanların ibadetleri kamuya açık değildi. Hristiyanlar Rabb’in Sofrası’nı gizli olarak kutlarlardı. Bu törene sadece vaftiz olmuş olanlar katılabilirlerdi. Üzüm suyu ve ekmek Rabb’in kanının ve bedeninin simgesi olarak içilip yenildiği için Hristiyanlara yamyam denilirdi. Hristiyanlar, birbirlerine  kardeş dedikleri için bir araya gelip agape, yani sevgi şenliğini yedikleri için onlara ahlaksızlar ve ensestliler denildi. 

Hristiyanlık yasa dışı bir dindi. Yakalanırsa bir Hristiyan, bütün malı mülkü gasp edilerek mirasına hiçbir şey bırakılmayacak ya diri diri yakılacak ya da haça gerilecek riski göze alıyordu. 

Tertullianus’un Eğitimi

Tertullian’ın çocukluğu hakkında çok az şey biliniyor. Tarihin bu döneminde Kartaca, Roma’dan sonra ikinci bir kültürel ve eğitim merkeziydi. Tertullian hukuk, retorik, felsefe,edebiyat, dilbilgisi, Yunanca ve Latince gibi konularda üstün bir eğitim aldı.Bunların dışında tarih ve doğa bilimleriyle ilgilendi.Tertullian, 20 ‘li yaşlarda eğitiminin bir parçası olarak Roma’da hukuk eğitimi aldı.

Kendi yazıları da dahil olmak üzere birtakım erken kaynaklar onun içtihatta iyi usta olduğu; Yunan ve Latin şairlerine, filozoflarına aşina olduğu; Yunanca’yı akıcı konuştuğu anlatılır.Tertullian gayet zeki, nükteci, söz söyleme ve terim yaratma yeteneğine sahiptir.

Kilise Tarihçiliğinin kurucusu olarak bilinen Eusebius(Ms.263– 339);Tertullian’ın Roma hukuku üzerine iyi bir eğitim aldığını ve bu sayede başarılı bir avukat olarak tanınıp zengin olduğunu haber vermektedir.

Tertullian’ın Hristiyan Oluşu

Tertullian; Roma’da hukuk eğitimi aldığı sırada Hristiyanların inançları uğruna şehit olmaları olmalarından oldukça etkilenmişti. Bu sırada Montanizm Mezhebi’nin ortaya koyduğu faraklit inancı,teslisi reddetmesi, Hristiyanların inancı uğruna şehit olmaları gerektiğini vaaz etmesi Roma’nın entellektüel ortamlarında en çok tartışılan konulardan idi.

Tertullian, ömrünün kalan kısmını geçirecek olduğu Kartaca’ya geri döndüğünde Hristiyan bir kadınla evlendi. Ve sonrasında vaftiz olarak Hristiyanlık dinine geçti. Bir müddet sonra hanımı vefat edince kendini Hristiyanlığın kutsal kitabı İncil üzerine yaptığı araştırmalara verdi. Kartaca Kilisesinde gizlice dersler veriyordu.

Tertullian’ın Montanizm Mezhebine Girişi

Roma’da tanıştığı Montanizm Mezhebi ilkelerini benimseyerek bu yönde eserler kaleme almaya başladı. Montanizm kıyametin yakın olduğunu vaaz ediyor, katı ahlak kaideleriyle kıyamet öncesi İncil’de vaat edilen Altın Çağ’a ulaşılması gerektiğini ancak bu şekilde Tanrı’nın cennetinin hak edilebileceğini öğütlüyordu.

Ortodoks İlahiyatçılar Montanistlerin kötümser anlayışlarını yasaklamaya çalışıyor ve orta bir yolda karar kılmak istiyorlardı.Hıristiyanlık yavaş yavaş gizemli inanışlardan ve katı münzevilikten uzaklaşıyordu. Kentlerde ağır basmaya başlamıştı. Şimdi, Hıristiyanlar arasında, entelektüellere cazip gelecek şekilde dine çekidüzen verebilecek çok zeki insanlar da vardı.

Montanistleri sapkın ilan eden  Papa Eleutherius sonrası gelen Papa I. Victor döneminde baskıda bir yumuşama olduğu görülmektedir. Tertullian’ın ifadelerine göre Papa I. Victor, Montanus,Priscilla ve Maximilla’nın peygambersel yönleri olduğunu kabul eder ve Asya ve Frigya’daki kiliselere barış yapmaları talimatını verir (MS 193).Yine de bu iyi niyetli dönem çok uzun sürmez ve üçüncü yüzyılın başlarında Montanistler Roma’da Kilise’den tam olarak dışlanırlar. 32 Yaklaşık olarak MS 202’de Roma Piskoposu Zephyrinus, Anadolu’daki Montanistlerle olan ilişkileri keser ve irtibata geçilmesini de yasaklar.

Tertullian’ın Fikirleri

Tertullian (160-220) fikriyatının temeline imanı almış, bunun karşısında aklın (tabi ki Aristoteles’in aklıdır) yanıltıcı ve imanın işleri karşısında yetersiz ve değersiz olduğunu söylemiştir .

Tertullian, imanı bilgiden “üstün” tutan bir düşünce akımına önderlik etmiştir.

Tertullianus’un temel düşüncesi, insanın kuşkudan uzak bir imana kavuşmasıdır. Bu nedenle felsefe de, Hıristiyanlık’ı özünden koparan kilise de geçersizdir.

Allah’a İman Akılla Algılanabilirmi?

O Hristiyanların Allah inancının mantıkla algılanamayacağını anlatan meşhur sözü;

Credo quia absurdum / Saçma olduğunu bende biliyorum ama içimden inanmak geliyor.

Tertullian

Tertullian’a göre insan zihni, prensipte, inanç ilkelerini anlayamaz. Ve bu nedenle, inancın kendisi onu insan idealine yaklaştırır, ama bilinçli olarak mantık ve sağduyudan inancın zaferine müdahale eden felsefe ve bilimden vazgeçmelidir.

En sıradan bir imanlı Hristiyan, Tanrı’yı bilirken filozofların en büyüğü olan Platon, Tanrı’yı bilmenin ve onu keşfetmenin zor olduğunu söylemektedir. Filozofların Hristiyan inancına benzer şeyler söylemiş olmaları sadece bir tesadüftür. Tertullian Hristiyanlığı bir tür akılcılık karşıtlığına dönüştürmüştür. 

Tertulian da Teslis

Hıristiyan kutsal kitabında bulunmayan teslis (trinity) kelimesi ilk olarak, Tertullian tarafından kullanılır. Tesli inancını Matta İncilinde sonunda yer alan şu bölüme dayandırır;

“imdi gidip bütün milletleri şakirt(öğrenci) edinin, onları Baba ve Oğul ve Ruhul Kudüs ismiyle vaftiz eyleyin; size emrettiğim her şeyi tutmalarını onlara öğretin.

(Matta 28/19-20)

Tertullianus’a göre var olan her şey bir cisme sahiptir. Tanrı da var olduğuna göre o da cisimlidir. Bütün cisimlerin en incesi ve parlağıdır. O kadar parlaktır ki bu onu görmemizi engeller. Bu yüzden onu cisimsiz sanırız.

Hıristiyanlıktaki Tanrı’nın insan biçimine girdiği ve bir insan olarak acı çektiği dogması, akla tümüyle aykırı olan bir düşünce, bir paradokstur. Buna rağmen dogmalara inanmak gerekir, çünkü dogmalar aklı alçak gönüllü olmaya zorlar. Böylece Tertullian, dogmaların felsefî yorumunu tümüyle reddeder.

Tertullian imanın kuralının bütünüyle tek, değişmez, sabit ve reforme edilemez olduğunu, yani her şeye gücü yeten evrenin Yaratıcısı bir olan Tanrıya, bakire Meryem’den doğan, Pontus Pilate tarafından çarmıha gerilen, üçüncü gün ölümden dirilen, sonra göğe kabul edilen, şimdi Baba’nın sağında oturan Onun Oğlu İsa Mesih’e inanmak olarak açıklar.

Baba, Oğlu İsa Mesih’i insanları yargılamak üzere tekrar gönderecektir ve yine Baba,cennetten Kutsal Ruh’u, Paraklit’i gönderecek ve Baba’ya, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a inanan kimseleri takdis ettirecektir.“İnanıyorum, çünkü saçma” aforizması, kültürel bilince sıkıca girdi. Şimdi bu, dini inancın akıl dışı doğasını belirlemek için ortak bir formüldür – derler.

Tertulian ‘ın Eserleri

  • Ad Martyres Ms.197 (“Din Yolunda Ölenler”)
  • Apologeticum, Ms.197, (“Savunma”)
  • De Praesc-riptione Haereticorum,Ms. 200, (“Sapkınların Uyarılması Üstüne”)
  • Adversus Mardonem, Ms.210, (“Markion’a Karşı”)
  • De Exhortatione Castitatis, Ms.211, (“Armmışlığın Geliştirilmesi Üstüne”)
  • De Monogamla Ms. 214, (“Tek Kadınla Evlilik Üstüne”)
  • De Pudictia, Ms. 214, (“Eğitim Üstüne”)

Yazan: Ömer Aşçı

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir