Antik Çağın Yedi Bilgesi: Türk Anaharsis

Antik Çağın Yedi Bilgesi, Türk Anaharsis ifadesini gerçekten uzak, faşizan, ırkçı ve kışkırtıcı olduğunu düşünme ihtimaliniz muhtemeldir.

Belki sizin için Göçebe Türk kavmi ve Türkçe bilimin yakınında bile olamaz. Hele felsefe ile düşmandır.Belki de bu yazının faşist,temelsiz ve ırkçı bir zırva olduğunu iddia edeceksiniz.

Bu sayfada Türkleri üstün ırk olarak falan göstermeye çalışmıyorum. Her hangi bir ırkın diğeri üzerine üstün olmasını mümkün olarak görmüyorum.

Tüm bu ön yargılardan arınıp okumaya zahmet ederseniz sonra aynı düşünemeyeceğinizi tahmin ediyorum.

Anaharsis

Anaharsis (Anacharsis)

İskitya Türk Hanı Gnurus(Konur) oğlu Anaharsis (Anacharsis); Millattan önce 6. yüzyılda yaşamış Yunan Felsefesini başlatan Antik Çağın Yedi Bilgesi arasında sayılan Kinizm(Şüphecilik) Felsefesinin öncülü olan ünlü bir hekim ve filozoftur.

Anaharsis (Anacharsis); Millattan önce 6. yüzyılda Karadeniz’in kuzey kıyılarındaki Küçük İskitya‘dan bilgi ve hikmet peşinde başlayan yolculuğunda birçok ülke gezmiş ve Antik Yunanistan’da bir süre kalıp döndüğü memleketinde öldürülmüştür.

Antik Çağ’da Anacharsis’e atfedilen çalışmaların hiçbiri elde değildir. Hellenler’in kanunları ile İskitler’in kanunlarını karşılaştırdığı kadar savaş sanatını da işlediği söylenen bir kitabından bahsedilir.

İskitler Türk mü?

Anaharsis’in mensubu olduğu İskit Kavmi; Yunan kayıtlarında geçen Skytai-Σκύθοι-Okçular adından hareketle batı kaynaklarında “İskit” olarak adlandırılırlar.

Çin kaynaklarında “Sai (Sak), Hint kaynakları “Caka”  ve Pers kaynaklarında “Saka“olarak zikredilse de İskitler kendilerine Skoloi diyorlardı.

Avrupalı ve Rus tarihçiler, İskitler‘i Ari ırkına mensup İran menşeli bir halk olarak göstermeye bayılırlar.

İskit dili, mesnetsiz bir şekilde Avrupa dillerinin kökeni olarak kurguladıkları Farsça’nında içinde olduğu Hint-Avrupa dil ailesine dahil edilir.

Oysa ki Türkoloji uzmanları İskit Dilinin turani yapıda olduklarını ispat ederler. Keza İskitler, At sırtında yaşamaları ,tekerlekli çadırları , savaşçı kadınları,Kurgan Mezarları ve demiri işlemedeki maharetleriyle Türklerle aynı yaşam özellikleri taşımaktadırlar.

Avrupalı ve Rus tarihçiler, İskitler‘i Ari ırkına mensup İran menşeli bir halk olarak göstermesine karşın İranlılar, “İskitler” bizden değildir, onlar Turan”‘dır,” diyerek karşı çıkarlar.

Zaten İran-Turan mücadelesi Fars edebiyatının mühim bir bölümünü oluşturur. Özellikle de İskit hükümdarı Afrasyap ile olan mücadeleleri çok işlenmiştir. Zerdüştlerin kutsal kitabı Avesta’ya dahi geçmiştir.

Anaharsis mi?-Anakarsis mi?

Ἀνάχαρσις

Anaharsis hakkında ki ilk dönem kaynaklar Yunanca olup “Ἀνάχαρσις” kelimesiyle zikredilir.Yunanca okunuşu “Naharsis” şeklindedir. Anaharsis isminin etimolojisi; “Ἀνά/Ana(Savaşçı)-χαρ/Har(Mutluluk)-σις-sis(Yunanca ek)” Yunan Gramer yapısıyla “Mutluluk Savaşçısı”anlamında kullanılır.

Yunanca’dan İngilizceye geçen kelime , Anacharsis şeklinde yazılıp “Anakarsis”şeklinde okunur.

İskitler hakkındaki bilgilerimizin büyük kısmı onlar hakkında düşünen ve yazan Hellen yazarların kendi imajları aracılığı ile ulaşmıştır.

Anaharsis Neden Önemli?

Anaharsis (Anacharsis); Yunan Felsefesini başlatan Antik Çağın Yedi Bilgesi arasında sayılır. Kinik(Şüphecilik) Felsefenin öncülerinden olduğu kabul edilir.

Çift taraflı gemi çapası

Atina’da vatandaşlık haklarından yararlanan ilk yabancıdır. Çift taraflı gemi çapasını bulup kullanmıştır.Çömlekçi çarkı’nı icat eden kişidir. Batı dillerinde “Anchor” olarak anılan çift taraflı gemi çapası onun ismiyle anılır.

Yunan Medeniyetinin temelinde yatan Yunan Klasik Çağı veya Yunan Altın Çağı olarak anılan döneme etki etmiş,yön vermiş ve öncülük etmiş birçok İskit Türkü bulunuyor.

Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar‘ın Yunanistan’da Saka Türk’ü Üç Filozof isimli eserinde ,Atinada M.Ö. 7. ve 6. yüzyıllarda bulunmuş ve Solon ile arkadaşlıkları olan Toharis ve Anaharsis ve MS. 2. yüzyılda Plotinusun hocası olan Ammonius Saka (Sakkas) felsefeyi başlatan Saka’lı bilginler olarak görülmektedir. Bu isimler ayrı bir yazı konusu olabilir ama İskit Türkü Anaharsis’e yoğunlaşmak isterim.

Anaharsis’in Ailesi

Anaharsis; İskit Hanı Spargapith(Sapargat)’in torunu Lik‘in oğlu Gnur(Konur)’un Yunanlı cariyesinden olma oğlu idi. Babası İskit Hanı Gnur(Konur)’dan sonra tahta geçen Savly(Kaduid)’in kardeşiydi.

Kimmerleri yenip Küçük İskitya Devletini kuran İskit Hanı Spargapith(Sapargat) soyundan geliyordu. Taht için varis değildi çünkü Yunanlı bir cariyeden doğmuştu.

Anaharsis’in Seyahati

İskit Hanı Gnur(Konur)’un oğlu Anaharsis iyi bir eğitim alarak hekim oldu. Denizcilik konusunda eğitimliydi. Karadeniz’in kuzey kıyılarındaki anavatanından, eski adıyla Kimmer Boğazı, ya da Keriç Boğazı‘nı geçerek seyahat etmeye başladı.

Yunan Klasik Çağı veya Yunan Altın Çağı olarak anılan dönemde yolu Atina’ya düştü.

Anaharsis’in Atinalı filozof Solon ile Buluşması

Atinalı filozof Solon; yaptığı reformlarla Dünya tarihine demokrasinin temelini atan adam olarak geçmiştir.O yıllarda Atina’da M.Ö. 590’lı yıllarda görülen ekonomik, sosyal, politik ve ahlaki krizi uyguladığı reformlarla çözen filozof devlet adamı Solon’un iktidarı sürmekteydi.

Antik Yunan’da bir Atinalı memura İskitli derseniz vatandaşlık haklarınızı kaybedebilirdiniz.

Klan, kabile veya şehir devletinin ayakta kalabilmek için birliğini devam ettirmesi gereken yerlilik kavramı ve yabancı düşmanlığı işe yarıyordu. 

Anakharsis 47. Olimpiyat(MÖ 588)’a doğru Atina’ya gitti  . Solon’un evine vardığında, hizmetçilerden birine Anakarsis’in kendisine geldiğini, ona görmek ve mümkünse onun konuğu olmak istediğini bildirmesini emretti.

Hizmetçi, Solon’dan Anakarsis’e kendisine misafir olabilmesi için vatandaş olması gerektiğini vatandaş olmayanı misafir edemeyeceğini iletme emri aldığını bildirdi.

Sonra Anakarsis, Solon’a iletmesi için hizmetçiye, Annesinin Yunan olduğunu,anavatanında olduğunu ve bu nedenle misafir olma şartlarını taşıdığı için kabul etmesi gerektiğini iletmesini söyledi.

Böylesine zekice, esprili bir yanıt Solon’u memnun etti. Anakarsis’in zekasını ve bilgeliğini takdir etmesiyle başlayan süreçte aralarında büyük bir dostluk başladı.

Atina’da vatandaşlık haklarından yararlanan ilk yabancıdır. Anaharsis, Solon’un MÖ 559’daki ölümüne kadar otuz yıldan fazla bir süre Atina’daydı.

Anaharsis’in Yunanistan’da ki Saygınlığı

Solon’un ölümü sonrası Atina’dan Korint’e giderek bilge kral Psriander’in sarayında misafir oldu.MÖ 585’te ki ölümüne kadar onun himayesinde yaşam sürdü.

Bundan sonra Midilli, Teb, Korint, Phocis, Boeotia, Sicilya, Mısır, İran’ı ziyaret etti.

Antik kaynaklara göre Anaharsis, yaratıcılığı ve söz ustalığıyla o kadar ünlendi ki, Yunan hükümetinin en yüksek organı olan Areopagus’un bir üyesi oldu.

Olimpiyatlara aktif olarak katıldı ve defalarca en iyi ödülleri aldı. Yunanistan’ı dolaştı, bilge kişilerle konuştu, mantıklı ve düşünceli yargısıyla insanları etkiledi . 

Anacharsis’in Yunanistan yolculuğu yaklaşık otuz yıl sürdü. Büyük olasılıkla,babasının ölümüne kadar seyahatine devam etti.

İskit ve Helen gelenekleri karşılaştırarak hayatın hikmetleri hakkında ve askeri meseleler hakkında sekiz yüz beyit yazdı. Konuşmasında ki özgürlüğü ile tanındı.

Yunan Felsefesini Başlatan Antik Çağın Yedi Bilgesi

Yunan Kavminin ilk dönem pagan dini; aklın ötelendiği ve inancın hakim olduğu Tanrı tasavvuruna yön veren Delphi’deki Apollon Tapınağını merkez alan 7 kahin tarafından yönetilirdi.

İnanca karşı akılcılığın gelişmesiyle Yunanlı Filozoflar, mitleri eleştirmeye başlamış, bunların gerçeklikle ilgisinin bulunmadığını ve değersiz olduklarını iddia etmişlerdir.

Antik Yunan uygarlığının altın çağı olan MÖ 7. ve 6. yüzyıllara damgasını vurmuş ve Antik Yunan Felsefesini başlatmış bir grup filozof, devlet adamı ve kanun koyucu “Yunanistan’ın Yedi Bilgesi” yada “Yunanistan’ın On Bilgesi” olarak isimlendirilmişlerdir.

Bir grup Antik Yunan Felsefe Tarihçisi Pittacus ile Periander’i kabul etmemiş ve bu ikisinin yerine Giritli Epimenides ile İskitli Anacharsis’i koymuşlardır.

Bilgelerin dokuz kişi olduğu söylenmiş ve İskitli Anacharsis ile Chenaeli Myson’u da onlara eklemişlerdir.

Yedi Bilgeler listesi değişkendir:

  1. Thales Aydın-Didim(Milet)
  2. Cleobulos Rodos Adası(Lindos)
  3. Solon Yunanistan Atina
  4. Chilon Yunanistan Mora Yarımadası
  5. Bias Aydın-Söke-Priene
  6. Periander Yunanistan Mora Yarımadası
  7. Pittacus Midilli Adası
  8. Epimenides Girit Adası
  9. Anaharsis Küçük İskitya(Ukrayna)
  10. Myson Yunanistan Mora Yarımadası

Antik Çağın Yedi Bilgesi Efsanesi

Antik Yunan Felsefesini başlatan filozofları yedi ile sınırlayarak ikisini bunlardan çıkarmalarının sebebi olarak bir efsane anlatılır:

Bir grup genç, rastladıkları bir balıkçıya bir miktar para vererek ağını suya atmasını, bahtlarına ne çıkarsa kendilerinin olmasını istediler. O da onlardan parayı alarak ağını suya attı.

Sudan altın bir kap çıktı. Balıkçı onu gençlere vermeme kararı aldı. Balıkçı onlara balık sattığını, altın kap satmadığını kanıt olarak ileri sürdü.

Onlar da sudan bahtlarına ne çıkarsa kendilerine vermeyi kabul ettiğini kanıt olarak ileri sürdüler.

Tartışma uzayınca yüce Tanrı’a başvurmak ve Tanrı, onlara neyi emrederse onu yapmak konusunda sözbirliğine vardılar.

Bunun üzerine onlara, bu yedi bilgeden birine gitmeleri ve onun bu konudaki hükmünü kabul etmeleri ilham edildi.

Kabı ilk olarak Thales’e götürdüler. Thales onu bilge Bias’a yönlendirdi ve “O benden daha bilgedir.” diye söyledi. Bias onları üçüncü bilgeye gönderdi, üçüncü de dördüncüye gönderdi. Onlardan her biri mesele yedi bilgenin tamamına ulaşıncaya kadar biri diğerine gönderdi. Nihayet yedinci bilge de tekrar Thales’e yönlendirdi.

O da, kabın Tanrı tapınağının içine konulmasını söyledi. Bunun üzerine onu Delfi’deki Apollon tapınağının içine koydular. Yedi bilgenin elinden geçtiği için bu kaba “yedi bilgenin kabı” denildi.

Bu konuda diğerleri ile aynı görüşte olmayan iki bilge (İskitli Anaharsis ile Chenaeli Myson) ise Thales’in fazileti konusunda ayrılıp tek kaldılar.

İskitlerin Yunan Medeniyetine Etkisi

Antik dönemde Yunan Yarım Adası Atina ve Sparta hakimiyetinde iki parçalıydı. Bu parçalı yapının düşmanlığından yararlanan Pers İmparatorluğu orduları tarafından istila edildi.M.Ö. 431’lere gelindiğinde artık Persler, Yunan ülkesinden tamamen çıkartılmıştı. Yıllar boyu süren Pers-Yunan savaşlarının askeri bakımdan en büyük destekçisi ve kahramanı Spartalılar idi. Atinalılar ise ekonomik destekçi ve idareci konumundaydılar.

Pers Savaşları sonrası yine Sparta ve Atina, Yunan toprakları üzerinde iki ayrı güç olarak ortaya çıktılar.

M.Ö. 430’da savaşın ilk yılı atlatıldıktan sonra Atina’nın başına muharebeden daha kötü bir facia geldi. Veba salgını baş gösterdi ve M.Ö. 426 yılına kadar birçok insanı öldürdü.

İskitya’daki tıp ve hekimlik çalışmalarından haberdar olan Atinalılar yardım istediler. Yunanlılar İskitler’le yalnız ekonomik değil, her alanda ilişkiler geliştirmişlerdir.

Anaharsis’in annesinin Yunanlı ve tanınmış Yunan hatibi Demosten’in büyük annesinin İskit olması bu iki ulus arasında akrabalık ilişkilerinin varlığını da göstermektedir.

Hipokrat’ın Hocası Türk Hekimi

Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un Danışmanı Yard. Doç. Dr. Bilal Ak ‘‘Anaharsis: Hipokrat’ın Hocası Türk Hekimi’’ başlıklı yazısında;

Saka olan Anaharsis, Abaris ve Toksaris’ten ‘‘Ünlü Türk hekimleri’’ olup, Saka hekimlerinin en ünlüsü Anaharsis idi.

Yunanlılarla Atina’da birlikte yaşayan Anaharsis ve İskitler, Yunanlıları ve Hipokrat’ı etkileyip Yunan medeniyetine katkı verenlerden olduğu bilinmektedir.

Hürriyet Gazetesi -26.08.2001

Küçük İskitya ve Grek Şehir Devletleri

İskit Türkleri; MÖ 7. yüzyılda   Doğu Avrupa ve Kuzey Karadeniz hattında Küçük İskitya denilen bir devlet kurdular. İskitler MÖ 685 tarihinde İskit Hanı Spargapith liderliğinde Ön-Türk Kavmi olan Kimmerleri yenerek onun yerini aldı. Orta Asya ve Sibirya’dan yenildikleri Çin imparatoru Xuan’ın saldırıları nedeniyle kopmuşlardı.

Küçük İskitya; Türk devletlerinin siyasi örgütlenmesinde klasikleşen merkez ve merkeze bağlı doğu -batı beylikleri olarak kurgulandılar. Bu hakimiyet sahaları şöyle idi:

  • Doğu Beyliği Volga nehri ile Don nehri arasında Ishpakaya-Partatua komutasında
  • Merkez Beyliği Don nehri ile Dinyeper nehri arasında Spargapith komutasında
  • Batı Beyliği Dinyeper nehri ile Tuna nehri arasında Ariantus komutasında idi.

Küçük İskitya Ticareti

İskitler, Avrupa kavimleriyle ticari, siyasi ve kültürel ilişkiler kurmuşlardır. İskitler ile Grek(Yunan)ler arasındaki ilişkiler, Karadeniz’in kuzeyinde kurulan Grek(Yunan) kolonileri vasıtasıyla başlamıştır.

Bu kolonilerde Grekler ve İskitler beraber yaşamışlar ve birbirleriyle yoğun ticari ilişkiler kurmuşlardır. Bu dönemde Yunan kavmi; Pers Ordusunun işgaline karşı İÖ 490-479 yıllarında Atina ve Sparta şehir devletleri olarak birleştiler. Ve müdafada başarılı olup Pers tehlikesini bertaraf ettiler.

Bu tarihten sonra Yunanistan’da “Altın Çağ” olarak da bilinen bir yükseliş dönemi başladı. Demokrasi, Olimpiyat Oyunları ve Tiyatro gibi evrensel temel beşeri fikirlerin doğduğu dönemdir. Bu dönemde düşünce ve sanat çalışmaları günümüzde hala takdir görmekte ve ilham vermektedir.

İskit Gök Tengri Dini

İskit Dini, Doğanın Kutsallaştırıldığı tek ilah inancına dayanıyordu.

İskit Gök Tengri doktrinlerine göre insan doğası tüm varlığın doğası ile aynıdır.

İnsanlık, bir makrokozmos veya daha geniş bağlam içindeki bir mikrokozmostur. Ve aynısı diğer tüm varlıklar için de geçerlidir. Gök Tengri Dini gök-yer, atalar kültleri üzerine sistematize edilmişti.

Fakat sonraları etkileşim içinde olduğu yerleşik toplumlardan etkilenerek çok tanrılı inanç sistemininde yer bulduğu görülür.

Herodot, İskitlerin taptığı tanrılar ve tanrıçaların İskit dilindeki isimlerini vermektedir. Ve hangi ilahın hangi Yunan ilahı ile aynı olduğunu kaydetmektedir.

İskitlerde muhtemelen Yunan ilahlarıyla özdeşleşmiş sinkretik özellikteki çeşitli tanrı ve tanrıçaya inanırdı. İskit Tengri Tapınağının en tepesinde Gökyüzü tanrısı Papaios (Zeus) ve Ocak tanrıçası olarak bahsettikleri Tabiti’nin (Hestia) son derece saygın yerleri vardı.

Herodot Anakarsis’i Nasıl Anlatıyor?

Antik Yunan tarihçisi Herodot’un anlatımına göre Anakarsis; çok seyahat eden ve farklı halkların bilgelik sırlarına erişmeye çalışan birisidir.

Anakarsis seyahati sırasında yabancı bir ülkedeki Tanrıça(Kibele)’ye ülkesine sağ salim döndüğü takdirde kendisi için ayin yapacağına dair yeminde bulunur. İskitya’ya dönünce “Ağaçlar Mekânı” olarak bilinen Giley adlı bir yere saklanır.

Ayini orada yapar. Ancak onu gören İskitler hükümdar Savliy’e haber verirler. Savliy bu haberi duyar duymaz olay yerine varır ve yabancı örf-adetlere uyduğu için kendi elleriyle kardeşini öldürür.

Herodot’a göre Anacharsis İskitlerin arasına döndüğünde özkardeşi tarafından öldürülmüştür. Nedeni, Ana Tanrıça Kybele’ye tapmasıdır. Bu ataerkil İskitler arasında sapkınlık olarak görülmüştür.

Halikarnas Balıkçısı Anakarsis’i Nasıl Anlatıyor?

Anakarsis yurduna, yani İskit İli’ne dönerken, şimdiki Bandırma(Kyzikos)’da Ana tanrıça törenlerini görür.

Yurduna dönünce tanrıçayı, tıpkı Kyzikos”ta gördüğü gibi kutsar; yani bir ormanda davul dümbelek çalar ve üstüne başına suretler takar. Bu suretler,zeybeklerin takındıkları “pazubend’lerdir. İskit’ler onu bu durumda görünce, “Vay alçak! Sen yabancı tanrılara taparsın ha?” diyerek,üstüne varıp öldürürler.

Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı)-Bütün Eserleri:16Hey Koca Yurt

Yunan felsefe tarihçisi Diogenes Laertios Nasıl Anlatıyor?

Yunan felsefe tarihçisi Diogenes Laertios Anakharsis’in ölümünü şöyle anlatır; “O ölürken şöyle dedi:

‘Yunanistan’da zekamla kurtuldum, ülkemde hırs yüzünden ölüyorum.’

Kimileri de onun Yunan din kurallarına göre ibadet ederken öldürüldüğünü söylerler.

Ve Anaharsis’in ölümü üzerine şu duygu dolu dörtlüğü yazar:

“Anaharsis uzun yolculuklardan sonra İskit’e döndü,

Herkesi Yunan göreneklerine göre yaşatmak için.

Ağzından sözler henüz dökülmeye başlamıştı ki,

Zalim bir ok onu ölümsüzler ülkesine gönderdi.”

Strabon Anakarsis’i Nasıl Anlatıyor

Antik Yunan döneminin önde gelen coğrafyacısı Strabon’un yazdığı ilkçağın önemli coğrafya kitabı “Geographika-Coğrafya’ isimli eserde Tarihteki ilk tiyatro yazarı ve trajedi türünün atası olarak bilinen Aeschylus’un kaleme aldığı İskit ülkesi ve İskitler’e yer veren trajediler ve 4. yüzyılda yaşamış olan Antik Yunan tarihçi Ephorus üzerinden alıntılayarak önemli bigiler verir:

Anacharsis,Abaris ve bu türden diğer adamlar, özgürlük,kanaatkarlık ve hakperestlikle karakterize edilen bir yapı sergiledikleri için Yunanlılar arasında adil bir şöhrete sahipti .

İskit Kavmi göçebe karakterli olup büyük hayvan sürüleriyle yaşarlar.

Süt,peynir ve özellikle kısrak sütünden yapılan peynir yerler. Yiyecek stoklamak,lüks yaşamak veya mülk edinmek konularında oldukça uzaktırlar.

Ve Anacharsis’i “bilge” olarak adlandırdığında, 4. yüzyılda yaşamış olan Antik Yunan tarihçi Ephorus kendisinin bu ırktan olduğunu ve Anacharsis’in mükemmel iradesi ve sağduyusu nedeniyle Yedi Bilge Adam’dan biri olarak kabul edildiğini söylüyor.

Ve Anacharsis’in icatlarını anlatmaya devam ediyor; körükler, iki taraflı çapa ve çömlekçi çarkıdır.

The Geography of Strabo-Geography-Volume III

Anakarsis’in Öğretileri

Atina’da beden terbiyesi ile hedeflenen sadece gençleri askere hazırlamak değildi. Amaç aynı zamanda disiplin, cesaret, alçakgönüllülük, azim gibi erdemleri de kazandırmaktı.

Lukian’ın “Anacharsis” adlı eserinde Atinalı yasa yapıcı Solon,Atina’nın beden eğitimine verdiği aşırı önemi yadırgayan İskitli filozof Anaharsis’a cevaben şunları söylemekteydi:

“Beden alıştırmalarını gençliğe yalnız yarışmaların hatırı için tavsiye etmiyoruz.

Onları sadece yarışmalara katılsınlar diye bu işe zorlamıyoruz. Gençler bu çalışmaların sonunda kendileri ve vatanları için büyük değer taşıyan erdemler kazanıyorlar. Yaptıkları iş, bütün iyi vatandaşların uğrunda uğraştıkları ortak bir dâva ile ilgilidir…

Akt. Cemal Alpman, Eğitimin Bütünlüğü İçinde Beden Eğitimi ve Çağlar Boyunca Gelişimi, İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1972, s.60-61

Kıskançlık ruhun baltasıdır.

Şehir pazarı, hile yapmak ve birbirini soymak için ayrılmış bir yerdir.

En güvende gemi limanda karaya çekilmiş olandır.

Anaharsis

TBMM XXII. Dönem(2002-2006) CHP Adana Milletvekili Mehmet Ziya Yergök meclis konuşmasını Anaharsis’ten güzel bir alıntıyla örneklendirir:

Adaleti, güçlü, güçsüz suç işleyen herkesin yakasına yapışacak donanıma sahip kılmalıyız.

Eğer, bunlar yapılmaz ve mevcut durumun devam etmesine göz yumulacak olursa, o zaman, eski filozoflardan birini, yasaların, örümcek ağlarına benzediğini, sadece zayıfları yakalayıp güçlüleri zaptetmeyecek bir ağ olduğunu iddia eden Anacharsis’i hakkı çıkarmanın utancını yüklenmiş oluruz. Sadece güçsüzler için değil, güçlüler için de adaletin harekete geçme zamanı, artık, gelmiştir.

TBMM Bütçe Görüşmeeri-18.3.2003 tarihli 49 uncu Birleşimi

Voyage du Jeune Anacharsis en Grèce (Genç Anacharsis’in Yunanistan Seyahati)

17.yüzyıldan itibaren Yunanistan’ı ziyaret eden Avrupalı seyyahlar, öncelikli olarak antik Yunanla ilgileniyorlardı.Batı Avrupa’daki bu akademik ve edebî Helenseverlik, Yunanlılar arasında da ulus bilincinin uyanmasına katkıda bulunmuştur.

Helenseverlik taraftarlarınca Avrupa , “bütün bilimsel ve sanatsal eğitimin doğduğu kutlu coğrafya” olan antik Yunan’a minnet borcunu ödemeliydi.1788 yılına gelindiğinde Başkeşiş Jean-Jacques Barthélemy’nin (1716-1795) Voyage du Jeune Anacharsis en Grèce (Genç Anacharsis’in Yunanistan Seyahati) adlı romanı Paris’te dolaşımdaydı.

MÖ 4. yüzyılda Anaharsis adlı genç bir İskit’in Yunanistan seyahatine dair kurgusal bir anlatı olan bu eser, bol miktarda bilimsel ayrıntılarla dikkati çekiyor ve diğergâm bir Helenseverliği teşvik ediyordu.

Birkaç yıl sonra bu kitabı Marie-Gabriel Florent-Auguste de Choiseul-Gouffier (1752-1817) , Yunanistan ziyaretinde bir tür seyahat rehberi olarak kullanmıştır.

Yazan Ömer Aşçı

© Copyright www.usaktayiz.com tüm hakları saklıdır.

Kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları www.usaktayiz.com.tr‘a aittir.

www.usaktayiz.com sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa telif hakları korunmaktadır.

Bunlar www.usaktayiz.com ‘un yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz.

İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz.

www.usaktayiz.com ‘daki harici linkler ayrı bir sayfada açılır.

Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

www.usaktayiz.com ‘da hiçbir bildirim yapmadan, herhangi bir zaman değişikliğe gidebilir.

Bu sitedeki bilgilerden kaynaklı hataların hiçbirinden sorumlu değildir. 

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir