AFERİN GERMİYAN TÜRKÜ

Klasik Türk edebiyatının kurucusu olarak kabul edilen Germiyanoğlu Beyliğine tabi Kütahyalı Şeyhî,döneminin edebiyat ve tıp alanında zirve olarak görülen ilim adamlarındandır.

Kütahyalı Şeyhî, Çağdaşı Fatih Sultan Mehmed’in hocası ve İstanbul’un manevî fatihi olan Akşemseddini de oldukça etkilemiştir.Anadolu Selçuklu devletinin zayıflaması üzerine bağımsızlıklarını ilan eden beylerden biri de Kütahya merkezli olarak kurulan Germiyanoğulları Beyliği olup 1300-1429 yılları arasında 130 yıla yakın , siyasî alandaki hakimiyetlerinin yanı sıra ilmî ve kültürel alandaki faaliyetleriyle de ön plana çıkmıştır.

Kütahyalı Şeyhî ; Osmanlı sultanı Çelebi Mehmed’in gözlerini tedavi ederek iyi bir hekim olduğunu da ispat eden bir şairdir. Şairlik ve hekimlik başta olmak üzere çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Şeyhî, kendisinden sonra gelen pek çok şaire yol gösterdiği gibi Akşemseddin’in yaş bakımından en küçük oğlu Muhammed Hamdullah Hamdî’yi de etkileyerek onun şiir dünyası üzerinde derin izler bırakan bir şairdir.

Hacı Bayram Veli Dervişi Akşemsettin

Fatih Sultan Mehmed’in hocası ve İstanbul’un manevî fatihi olan Akşemseddin; Hacı Bayrâm-ı Velî (ö. 833/1429-30) tarafından Anadolu’da kurulan ilk yerel tarîkat olan Bayramiyye tarikatı şeyhlerindendir.

Akşemseddin Muhammed b. Hamza (1389- 1459)
Akşemseddin Muhammed b. Hamza (1389- 1459)

Hacı Bayram’ın bilinen medreseli halifeleri beş tanedir. Bunlar sırasıyla; Akşemseddin Muhammed b. Hamza (1389- 1459), Yazıcıoğlu Muhammed (ö:1453?), Yazıcıoğlu Ahmed Bican (ö: 1453’den sonra), Şeyh Salâhaddin,Germiyanoğlu Şeyhi (ö: 1439), Molla Zeyrek (ö: 1474) ve Eşrefoğlu Rumî(ö:1469)dir.

Akşemseddin’in babasının adı Hamza’dır. Hamzatü’ş Şamî ya da Şeyh Şerafüddin Hamza adıyla da anılmaktadır.Akşemseddin’in babası Şeyh Hamza’dan bazı kaynaklar bahsetmesine rağmen, onun babası Şeyh Hacı Ali’den, onun babası Şeyh Hediyyetullah’dan ve onun babası Şeyh Şihabûddin Sühreverdi’den hiç bahsedilmemiştir.Akşemseddin’in soyu birinci halife Hz. Ebu Bekir(ö.1093/1682) (r.a)’a dayanmaktadır.Akşemseddin’in vefat tarihi h.863/m.1459 senesinin 5 Cumâdi’l âhiresidir.Kabri de Göynük’te kendi yaptırdığı mescidin yanı başında bulunmaktadır.

Akşemsettin’in Hülyasında Germiyan Türkü Şeyhi

Akşemseddin’e göre âlemi genel olarak görünen âlem ve görünmeyen âlem olarak ikiye ayırmak mümkündür. Zira daha önceki bölümlerde ayrıntılı bir şekilde açıkladığımız eşyanın görünen yüzü akıl ile kavranır, görünmeyen tarafı ise kalb ile ve aşk yoluyla kavranabilir demesi, onun genel olarak varlığın akıl ve duyularla keşfedilemeyecek farklı bir tarafının olduğunu kabul ettiğini göstermektedir. Akşemseddin görünen bu âlemin sonradan yaratılmış olduğunu ‘Ben gizli bir hazine idim bilinmek için âlemi yarattım’ kudsi hadisi ile temellendirmektedir.

Akşemseddin görünen âlem dışında farklı âlemlerin ve bu âlemlerin katmanlarının olduğunu iddia eder.Akşemseddin’e göre
kâinâtın en üst basamağı olan arş âşıkların meydanıdır.1218 Akşemseddin’e göre arş, kürs, âlem hepsi aslında O’dur.Akşemseddin’in görünmeyen âlem ve katmanları ile ilgili bir müridi ile girdiği şu diyalog dikkat çekicidir;

On altıncı yüzyılın ilk yarısında Akşemseddîn döneminde yaşamış,onun komşusu olan bir tâcirin torunun torunu olduğunu bizzât kendisi ifâde eden Göynük’te kadılık yapan Emîr Hüseyin Enîsî tarafından yazılan Menâkıb-ı Akşemseddin adlı eserde orijinal ifadeleri şu şekildedir;

“Ma’lum oldu ki; Ruh-ı Muhammediyye’nin ışkına yaradılmışdur bu Onsekizbin âlem ve Ruh-ı Muhammediyye Hakk teâlâ’nın zat-ı pâkine mâ’şuk düşmüşdür. Ve mecmu-ı enbiya Ruh-ı Muhammediyye’nün nurından vücuda gelmişdür. Ve yine ervâh-ı enbiyâ; arzuladı kim; Ruh-ı Muhammediyye’yi göreler, Hakk Teâlâ Mi’rac gecesi müyesser kıldı, gördüler. Muradları hâsıl oldu ve maksudlarına erdiler. Makâm-ı mâşuk Ruh-ı Muhammediyye’nin makamundan gayru makam değüldür. Kutb-ı âlemden
başkasına bu makama kadem basmak münkin değildür.”

Akşemseddin, Makamâtü’l Evliyâ, Vrk.182b.

Kütahyalı Şeyhi Akşemsettinin Rüyasında

“Rivayet olunur ki, Akşemseddin;talebeleriyle birlikte halvette murakabe (kötülüklerden arınmak için nefis muhasebesi yapma) ve müşahede (daima Allah huzurunda olmanın şuuru içinde bulunma ve O’nun emirlerini yerine getirmekten başka bir amacı olmama) hâli sırasında iken birden “Aferin Germiyân Türkü! “ deyivermiş.

Dervişlerden biri, “Aferin Germiyan Türkü “sözünün ne anlama geldiğini hocası Akşemseddin’e sormuş. Akşemseddin, bu sözü ile ilgili olarak şu açıklamayı yapmış:

Âlem-i sülûkda, merâtib-i anasırdan merâtib-i effâke urûc eyledim.Dördüncü âsumana çıktığımda anda melâike emrolunmuş bu beyti okurlar (Yâni, âlem yolculuğunda dört unsurun mertebelerinden, beden kayıtlarından kurtulup felekler mertebesine çıktım. Dördüncü göğe çıktım orada meleklere emrolunmuş; şu beyti okumaktadırlar):

"Ey kemâl-i kudretün nefhinde âlem bir nefes / Vey celâl-i izzetün bahrinde dünya keff ü hes (Ey sonsuz kudretinin soluğunda bütün âlemin bir nefes ve ey gücünün büyüklüğü denizinde dünyanın sadece bir çerçöp olduğu ) matlalı bir şiirini okuduklarını gördüm.

Melekler: Kütahya şehrinde Şeyhî adlı büyük bir şair vardır. Ona ait olan bu şiir, Allah tarafından çok hoş karşılandı. Biz bu şiiri okuma emri verildiği için onu okuyoruz demişler.

(Enisî, Menâkıb-ı Akşemseddin, Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmud Efendi Bölümü, Nu. 4666, 106 b–107 a; Bilal Aktan-Mustafa Güneş, Menâkıb-ı Akşemseddin, H Yayınları, İstanbul 2011, s. 84–85).

Akşemsettin’in Fikirleri ve Mezarı

Ulûhiyetin varlık âlemindeki tecellilerinin ele alındığı söz konusu şiirlerde, insanoğlunun aklıyla tam olarak Allah’ı anlamayacağı düşüncesinin dile getirildiği görülür.Bu diyalogda Akşemseddin’in halvet halindeyken çıktığı felekler âleminden bahsedilmektedir. Bu âlemde meleklerle irtibata geçtiği, onlara soru yönelttiği ve melekler tarafından bu sorusuna cevap verildiği ifade edilmektedir. Görünen âlem dışında, var olan felekler âleminden bahseden Akşemseddin, halvet halindeyken bu âlemlere gidilebildiğinden de bahsetmektedir.

Akşemseddin’in babası Şeyh Şerafettin Hamza’nın mezarı Samsun iline bağlı Kavak ilçesindedir.Akşemseddin Muhammed b. Hamza (1389- 1459)nın kendi türbesi ise; Bolu iline bağlı Göynük kazası  Süleyman Paşa Camii yanındadır. 

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir